29 Temmuz 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
22.06.2008

Ortaasya’da, Ahalteke’nin peşinde 15 bin kilometre yol gidecekler

Ayten SERİN

İngiltere’de üç yıl önce yayımlanan Byerly Turk adlı kitap, ünlü İngiliz atlarıyla ilgili çarpıcı bir gerçeği gündeme getirdi: Üç gen babasından biri Türk atı. Bu at Viyana Kuşatması sonrasında Avrupa’da ele geçirilip İngiltere’ye götürülmüştü. Ataları ise Ortaasya’dan geliyordu. Bu arada yapımcı Kaan Güner’le yönetmen Ümit Güzelbey, Ortaasya’daki Türk atları üzerine belgesel hazırlıyorlar.
Dünya TV’lerinde yayımlanacak, 2.2 milyon dolar bütçeli belgesel adını, genetik olarak en iyi korunan "Ahalteke" türünden alıyor: Ahalteke-Bir Göçün İzlerinin Peşinde. Ekip, Ahalteke’nin Türk coğrafyasındaki tarihsel yolculuğunu araştırmak için Altay’dan başlayıp İstanbul’a kadar 15 bin kilometre yol alacak. Türkmenistan’ın Ahal bölgesindeki at çiftliğinde canlandırmalı çekimler yapılacak. Bu arada Yeditepe Üniversitesi, atın genetik akrabalarını araştıracak.

Günde 180-200 kilometre koşabilen, hızlı, üç gün susuz kalacak kadar güçlü, manevra yeteneği yüksek bir at Ahalteke. Binicisiyle duygusal olarak bütünleşiyor, tek sahip istiyor. Ortaasya Türklerinin Çin’e karşı savaşlarında büyük rol oynamış. İngilizler Akhal-Teke diyor. İsmini Türkmenistan’daki bir bölge ve aşiretten alıyor. Bu bölgedeki çiftliklerde saf kan örnekleri özenle korunuyor, yetiştiriliyor.

Kırgızistan, Özbekistan ve Ortaasya’daki birçok bölgede daha bulunuyor, başka isimlerle de anılıyor. Amerika’da ve Fransa’da bile Ahalteke çiftlikleri hatta çiftlikler birliği var. Amerika’da bu atlara Sultan, Gülkız, Kalender gibi Türkçe isimler verilmiş. İnternette de birçok Ahalteke fan kulübü var.

Bu atlar, yönetmen Ümit Güzelbey ile yapımcı Kaan Güner’in dikkatini Türklerin, Ortaasya’dan büyük göçünü araştırırken çekmiş. Güzelbey, reklam sektöründe kreatif direktör, yaratıcı yönetmen. Güner ise geçmişte National Geographic ve Discovery kanallarındaki yayımlanan üç büyük belgeselin Türkiye çekimlerinde prodüksiyonu gerçekleştiren tecrübeli bir yapımcı. Güner, dünya belgesel piyasasında dikkat çekecek bir belgesel hazırlamak istediklerini, büyük göçteki rolünü görünce Ahalteke’yi incelemeye başladıklarını söylüyor:

"Türkolog Dr. Arif Acaloğlu’ndan öğrendik ki Köroğlu’nun bile bahsettiği at Ahalteke’ymiş. Dünyada atçılığın Türklerden sorulduğunu, bugün de iyi atçılıklarıyla tanınan Türklerin İngiltere, Kanada ve Amerika’da önemli at çiftliklerindeki çalıştıkların tespit ettik."

SAF KALAN TEK AT

Güner ve Güzelbey, Ortaasya’ya giderek araştırmalar yapmış. MSÜ Tarih Bölümü’nden, Göktürk, Türk kültürü ve tarihi uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’dan danışmanlık yardımı almış. "Bölgedeki Türk kültürel mirasını da anlatacağız. At evrensellik öğesi, kültürümüzde önemli bir yeri var. Türk coğrafyasında atı tanımlayan 3 bin kelime bulunuyor. Dünya, atı bizimle tanımış" diyor Güzelbey. "Prof. Dr. Witt, dünyada saf kalabilen tek atın Ahalteke, bu atların bulunduğu tek yerin Ahal olduğunu yazıyor. Ortaasya’daki birçok at bu soydan geliyor. Ahal’daki çiftliklerde her atla bir uzman ilgileniyor. Bu uzmanlardan bilgi alacağız. Ahalteke’den türeyen bazı türleri de araştıracağız."

Belgesel çekimi sürerken, Yeditepe Üniversitesi de gen araştırmaları yapacak. Bu sayede Ahalteke ve Ortaasya atlarının genetik haritası çıkarılacak. Çekimler Altay’da Pazırık Kurganları’ndaki 2300 yıllık prenses mezarından başlayacak.

Güzelbey, prensesin yanındaki at mezarının çok önemli olduğunu söylüyor: "Ahalteke Türkmenistan merkezli bir tür olarak biliniyor, denize yakın yerlerde yetişmiyor. Urumçi ve Turfan bölgeleri dünyanın denize en uzak alanları arasında. Mezardaki atın Ahalteke olduğunu ispatlarsak, bu coğrafyada da bulunduğu ortaya çıkacak."

Rus kaynaklarına göre, Ahalteke’nin İngiltere’ye gidişi de başlıbaşına bir olay olmuş. "İngilizler Türkmenistan’dan ve Ortaasya’dan topladıkları 350’ye yakın atı bir seferde Hindistan üstünden İngiltere’ye götürüyor. İngiltere’de atı görenler çok şaşırıyor. Çünkü derisi altın suyuna batırılmış gibi. Boya sanıp, zımparalamaya çalışıyorlar. Araplar da atı Türklerle savaştıkları sırada tanıyor. Uzmanlar, Araplar’da atlarla ilgili kelime haznesinin 200-300’ü geçmediğini develerle ilgili ise 3 bine ulaştığını anlatıyor. Arap atlarının da Ahalteke ve Ortaasya’daki diğer atlardan ne kadar etkilendiğini, genetik inceleme ve şecere takibiyle araştırıyoruz."

İYİ AT TESTİ

Gece karanlığında atın gözünün önüne at kılı çekiliyor, at gözünü kırpar ve fark ederse bakışlarının keskinliğini anlaşılıyor. Gerçek Ahaltekeler bu testi geçiyor. Kaynaklara göre Ahaltekeler sahiplerine benzeyen eliptik, sürmeli gibi görünen gözlere sahip. Kulakları yay gibi gergin, yüksek, boyunları uzun ve gergin. Boyun gerginliği halı üstünde arpa yeme

talimiyle elde ediliyor. Diğer eğitimleri kum üstünde veriliyor, at binicisine çukurları hissettirmeden kayar gibi gidiyor. 7.5 metre ileri atlıyor, 2 metre yüksekliğindeki engeli rahatça aşıyor. Güçlü, kendini yaptığı işe veren ve sahibiyle özdeşleşen atlar. Savaşta sahibi kılıçla karşısındakine yüklenirken at da diğer atın dengesini bozmaya çalışıyor.

ÜÇ SANİYE HAVALANIYOR

Kaan Güner, Ahalteke’yi anlatırken yakın tarihle birçok karşılaştırma yapılacağını söylüyor: "Günde 200 kilometre koşabilen bu at sayesinde Ortaasya’da Türkler hızla yol almış. Bu, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman ordularının bir günde aldığı mesafeye eşit. Hatta Almanlar’ın hızı kışın 50 kilometreye kadar düşmüş. Türkler çift kavisli ok kullanıyor, 2.20 yüksekliğindeki bu atın üzerinden okla vuruş mesafesi 640-700 metreye çıkıyor. Çinliler ise daha alçak, Ahalteke kadar uzun mesafe koşamayan Moğol atlarını kullanıyor. Türk atlıları 100-150 km uzaktaki düşmana hızla saldırıp, geri çekiliyor. Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugat’ı Türk’te, Türk’ün kanadı olarak değerlendirdiği at, dört ayağı yerden kesildiğinde üç saniye havada kalabiliyor. Bu sırada avcı sarsıntısız atış yapabiliyor. Diğer atlarda bu süre bir saniye. Çinli okçu, atından iniyor, nefesini düzeltip atış yapıyor. Bu nedenle Türk atlısı Çinlilere büyük zarar veriyor."

AHALTEKE’Yİ ÇUKUR VE ÇAMURLA DURDURAMAYAN ÇİNLİLER SET İNŞA ETMİŞ

Güzelbey’in söylediklerine bakılırsa, Çin Seddi’nin yapılmasında da Ahalteke’nin payı olmuş: "Çin önce 1-2 metrelik bentler yapmış ama bu at iki metrenin üzerine atlayabiliyor. Savunma hattını sulayıp, 100 metrelik çamur alan yaratmışlar. Çok seri hareket ettiği için at çamurda batmamış. Biz belgeselde bunların tamamını canlandırarak gerçekliğini göstereceğiz."

ÇEKİMLERDE NERELERE GİDECEKLER?

Belgesel çekimleri Altay’dan başlayıp Tuva, Hakas, Sincan özerk bölgesi, Kazakistan, Moğolistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türmenistan’da sürecek. Ahal’daki bir aylık çekimler sonrası İran’a geçip Tahran’a, Hazar Denizi kıyılarından Azerbaycan’a gidilecek. Ankara’dan sonra çekimler İstanbul Üsküdar’da 16 veya 17’nci yüzyıldan kalma at mezarında bitecek. Ekip iki ayda toplam 15 bin kilometre yol yapılacak. 2.2 milyon dolarlık bütçeyle yapılan çekimler, iki ayrı yapıma dönüşecek. 35’er dakikalık 10 bölümlük dizi, 2009’da çekimin yapıldığı ülkelerin TV’lerinde yayımlanacak. Ayrıca Discovery ve National Geographic gibi kanallarına yapım sağlayan medya kuruluşu PBS için çekilen canlandırmalı "Ahalteke - Mit mi Gerçek mi?" isimli 110 dakikalık film, 2010’da yayımlanacak. Projeye Başbakanlık Tanıtma Fonu, Atlas Dergisi, Sunny Elektronik, Yeditepe Üniversitesi, Kültür AŞ destek veriyor. Bir yandan da tanıtım için yeni sponsorlar aranıyor.