02
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
09.12.2007

Nazan’lar nasıl karıştı



Yayın dünyasında son yılların en gözde türü nehir söyleşiler. Kendi alanında öne çıkmış biriyle günler süren upuzun bir söyleşi yapıyorsunuz, bu dev röportajı yayınlıyorsunuz. Böylece birçok önemli insanın bütün hayat hikayesi, kariyeri, dünyaya bakışını kendi ağzından okuyabiliyor okuyucu. Bu röportajlı biyografiler okurların da çok ilgisini çekiyor.
Bu yüzden yayınevlerinin hemen hepsi bu tür bir biyografi dizisi başlattı.

Geçen hafta Hürriyet Cumartesi’de Ayşe Arman’ın Nazan Şoray’la yaptığı söyleşiyi okurken bir yayınevi yetkilisinin başına gelen olayı hatırladım.

Yayın dünyasındaki bu trendi yakalamak isteyen bir yayıncı, editörlerini toplayıp "Biz de böyle bir dizi başlatalım" demiş.

Kimlerin hayat hikayesinin ilgi çekebileceğini düşünmüşler, bir isim listesi ortaya çıkmış, isimler üzerinde tek tek tartışılmış. Sonunda kitabı yapılacak ünlü şahsiyetlerden biri olarak pop yıldızı, besteci ve şarkıcı Nazan Öncel’de karar kılınmış.

Türk pop müziği içindeki konumu, hayat hikayesi, anlatacağı anılar falan ilginç gelir okura diye düşünmüşler.

GÜNEŞ GÖZLÜKLERİNİN ARDINDA SAKLANAN SIR

İsim tamam; sıra bu projeyi ilgili kişiye sunmak ve onayını almaya gelmiş. Yayınevi editörlerinden birisi, gazeteci dostlarını arayarak Nazan Öncel’in telefon numarasına ulaşmış.

Kendisini arayıp projeden bahsetmiş. Çok memnun olmuş Öncel bu öneriden, çok heyecanlanmış, hatta gurur duyduğunu falan söylemiş. Daha ayrıntılı konuşmak, bir çalışma takvimi belirlemek için buluşmaya karar vermişler, randevulaşmışlar.

Nazan Öncel son zamanlarda moda haline gelen, yüzünün neredeyse tamamını kaplayan bir güneş gözlüğüyle gelmiş buluştukları kafeye.

Hayatını konu alacak böyle bir kitabın kendisini nasıl mutlu ettiğini anlatmış. Editör arkadaşımız da onun bu heyecanından duyduğu mutluluğu aynen yansıtmış. Çünkü böyle bir projenin başarısının, nehir halinde söyleşilecek kişinin işbirliğine bağlı olduğunu çok iyi biliyormuş. Söyleşinin nasıl yapılacağı, ne kadar sürebileceği, sonra kitabın nasıl hazırlanacağı konusunda uzun uzun açıklamalar yapmış.

Epeyce bir zaman sonra Nazan Öncel nihayet gözündeki gözlükleri çıkarmış.

O anda editör arkadaşımızın bütün kanı çekilmiş, başından aşağı sanki bir kova kaynar su dökülmüş.

Karşısındaki Nazan Öncel değil, Nazan Şoray’mış çünkü.

Dili tutulmuş halde bir süre kalakalmış editör. Sonunda mecburen, utana sıkıla, dilinin döndüğünce durumu açıklamaya çalışmış.

Olayın bundan sonra nasıl geliştiğini öğrenemedim.

Yakında hem Nazan Öncel hem de Nazan Şoray’ın hayatını konu alan iki ayrı kitaba rastlarsam şaşırmam ama.

Galeri Nev’in Pera macerası kısa sürdü

Çağdaş sanatın öncü galerilerinden Galeri Nev İstanbul’daki ikinci galerisini açmıştı kısa bir süre önce Tepebaşı’nda. Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden sonra Meşrutiyet Caddesi’ni yeni bir kültür odağı haline getiren önemli adımlardan biriydi bu. Son olarak burada Murat Morova sergisi açılmıştı. Tam da açılış günü galerinin kurucusu Haldun Dostoğlu aniden rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Neyse ki şimdi durumu iyi.

Ancak geçen hafta sesiz sedasız kapandı Galeri Nev Pera. Pera’daki binanın mimarisinin sergilere çok da uygun olmadığını görüp galeriyi kapatma kararı almışlar. Murat Morova sergisi de Maçka’ya taşındı, ikinci bir açılış yapıldı.

BEŞİKTAŞ’TAN CEMAL GÜRSEL’E JEST

Perajans yeni yıl için dört ayrı takvim hazırladı. Biri Atatürk, diğerleri ise üç büyükler Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş takvimleri. Eski Saatli Maarif ve Ülkü takvimlerinin tadında ama günün yemeği, fıkrası vs. gibi bilgilerin yerine Atatürk takviminde Atatürk’ün o gün çektirdiği bir fotoğraf ile yine o güne denk gelen olaylar anlatılıyor. Üç büyükler takviminde ise takımların yüzer yıllık tarihlerinden kesitler var. Projenin genel koordinatörlüğünü Yurdagül Erkoca yapmış.

Bu arada gözümden kaçmadı, Beşiktaş takviminde ilginç bir fotoğraf var. Kimisinin ihtilal, kimisinin darbe dediği 27 Mayıs 1960’tan hemen sonra Beşiktaş maça çıkıyor. Ama futbolcuların formalarının her birinde ayrı bir harf var. 11 kişi yan yana sıralanınca ortaya Cemal Gürsel yazısı çıkıyor. Cemal Gürsel de malum, 27 Mayıs’ın iktidara getirdiği cumhurbaşkanı. Bu hareketin askeri rejim baskısı mı, yağcılık mı yoksa kraldan çok kralcılık mı olduğuna siz karar verin artık.