23 Kasım 2009
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi

Düşün düşün kakadır işin!

Yonca TOKBAŞ

Bu ülkede...



Bülent Ersoy resmi nikah kıyabilmiştir. Boşanabilmiştir. Hakkını aramıştır, savunmuştur, kazanmıştır. Hakkıdır yapmak, yapabilmiştir.

Bu ülkede, evlilik olmadan da “Hayat Arkadaşı” olabilme gibi bence çok önemli ve de gerekli bir kavram, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur gibi büyüklerimiz için kabul edilebilir gerçekler sayılabilmiştir.
 
Bu ülkede, bu sanatçıları dinleyen, hastası olan kesimin kızları ve/ya oğulları için böyle birşey söz konusu olamaz!
 
Kan çıkar, çıkıyor, çıkmıştır, çıkacaktır.
 
Aşk, halka kendi tarafından çok görülmüş, rıza verilmemiştir.
 
Bu ülkede, Hülya Avşar’ ın İbo ve Tanju ile olan beraberlikleri unutulmuş, “marka” olduğu gerçeği kabul edilmiş, kendisini böylesine geliştirmesi takdir edilebilmiştir.
 
Maziye takılı kalmak, geçmişi kafaya kakmak yerine, bugüne ve yarına bakmak gibi ilerici bir davranış benimsenebilmiştir.
 
Bu ülkede, sabahın köründe program yapan Seda Sayangillerin; giydikleri, dedikleri, yaptıkları, üstelik de türbanlı seyircileri tarafından bile yadırganmayabilmiştir.
 
Yine bu ülkede, sanatçıların sevgilileriyle aralarındaki artı-eksi yaş farkları “normal” sayılmış; bunu normal kabul eden aynı kesim tarafından, kendi aile veya arkadaşları söz konusu olunca; yaş farkı “kabul edilemez” ve “sübyancılık” olarak algılanmıştır.  
 
Bu ülkede, bir erkek ekran karşısında Banu Alkan’ a tokat atabilmiştir. Bu durum ekranlarda, “Milli Arena”’ da yargılanıp kendi aramızda halledilebilmiştir.
 
Yine bu ülkede, bazı insanlar Mustafa Topaloğlu’ nun uzaylı olduğunu düşünüp buna inanabilmiştir.
 
Bu ülkede, bazı insanlar da Banu Alkan’ ın 90-60-90 vücut ölçüleri olduğunu günlerce tartışabilmiştir.
 
Bu ülkede, insanlar “Ananı da al git” denmesini, demokratik ortamlarda konuşma özgürlüğü olarak algılayabilmiştir. 
 
Bu ülkede, dünyada ve hatta uzayda başka hiçbir gezegende aklın almayacak olduğu bütün acayiplikler kabul görebilmiştir.
 
Bu ülkedeki konuşma, yaşama, yargılama, davranma özgürlüklerinin eşi benzeri, hiçbir dünya medeniyetinde görülmemiştir.
 
Ama bütün bunların arasında ve bütün bunlara rağmen,
 
Ressam Ayşegül Yarar’ ın nü tablolarının bölge halkına “ağır” kaçacağı düşünülerek,
 
Kendisinden tabloların “edeplendirilmesinin” talep edilmesini,
 
Orta çağda sanatçıların eserlerini varetmek için verdikleri savaşları tarih yazarken,
 
21. yüzyılda bir ressamın bu talebi kabul edebilmesini,
 
Üstüne üstlük bir de tülbentleyip sergilemesini,
 
AHA bu Yonca çok düşünmüş...
 
Ama hala anlayabilmiş değildir.
 
Yonca
“Cıscıbıldak”