19 Eylül 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
11.11.2006

Organ naklinde embriyona gerek bırakmayan yeni yöntem



Japon araştırmacılar, her türlü kişisel dokuların oluşturulmasının mümkün olduğunu gösterdi. Kişiselleştirilmiş kök hücrelerin yaratılması yönündeki son gelişmelerin, etik sorunları da aşabileceği belirtilmekte.
Söz konusu yöntem klonlamaya, yumurta bağışına, ya da embriyonlara zarar verilmesine gerek bırakmadan her türde kişisel dokuların oluşturulmasına olanak tanıyor. Kök hücre teknolojisinde fareler üzerinde gerçekleştirilen gelişmelerin insanlar için de geçerli olması durumunda bu alana ket vuran etik tartışmaların da son bulacağına inanılıyor.

Kyoto Üniversitesi’nden Shinya Yamanaka ve Kazutoshi Takahashi fareleri embriyon hücrelerinde bulunan ancak erişkinlerde olmayan dört iletici kimyasala maruz tutarak bu canlıların deri hücrelerinden embriyonik kök hücre işlevini gören hücreler (ESC’ler) elde ettiler.

Araştırmacılar fare embriyonlarındaki farklılaştırılmış hücrelerden de ESC’ler üretmeyi başarsalar da, embriyonlarla ilgili etik tartışmalara son vermesi açısından, deri hücrelerinden elde edilen hücreler çok daha önemli bir yer tutuyor.

Nasıl yapıldı?

Etik açıdan sorunsuz, kişiselleştirilmiş bir sağaltım yöntemi kök hücre araştırmalarında çoktandır düşlenen bir durumu gerçeğe dönüştürebilir. Bu yöntemle elde edilecek yedek dokular organ bağışında yaşanan açığı bir çırpıda giderebilir.

Bu dokular genetik açıdan alıcınınkiyle özdeş olacağından, hastalar kendilerine bağışlanan organların aktarılmasından sonra yaşamları boyunca bağışıklık sistemini dengede tutacak ilaçlar alma külfetinden kurtulabilirler.

Yamanaka ile Takahashi, deri hücrelerinden embriyonik kök hücreler elde etmek için önce farelerin ESC’lerinde bir hayli etkin olup, erişkinlerde etkin olmayan 24 genin izini sürdüler.

Ardından bu genlerden oluşan bileşimleri virüslerdeki deri hücrelerine aktardılar. Bu aşamada kimi deri hücrelerinin görünürde ESC’lere dönüştüklerine, bu süreçte özellikle de Oct3/4, Sox2, Myc ve Klf4 adıyla bilinen dört genin can alıcı bir rol oynadığına tanık oldular.

İnsan hücreleri

Söz konusu dört gen deri hücrelerinin gelişim sürecini yeniden devinime geçiren kimyasal unsurların meydana gelmesinde etkili oluyor. Sonuçta ortaya çıkan ESC benzeri hücrelere ikna edilmiş çok-işlevli, ya da pluripotent hücreler (iPC’ler) adı veriliyor.

Yamanaka ve Takahashi bu hücreleri bağışıklık sisteminden yoksun farelere aktarmak suretiyle hücrelerin bedendeki herhangi bir dokuya dönüşebileceğini kanıtladılar.

Burada asıl sorun bu dört kimyasalın erişkin insan hücrelerinde de aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı.

Londra University College uzmanlarından Chris Mason yöntemin insanlar için de geçerli olması durumunda, böylesine bir süreçle gerçek bir sağaltımın gerektireceği sayıda hücre elde etmenin son derece basit olacağına dikkat çekiyor.

Önemli bir adım

Öte yandan, Yamanaka elde ettikleri bulguların doğrudan erişkinlerin hücrelerinden pluripotent hücrelerin elde edilmesine olanak tanıması açısından çok önemli bir adım olduğuna parmak basarak,"İnsan embriyonik hücreleri Parkinson gibi bir yığın hastalığın sağaltımında kullanılabilir," diyor.

Hastanın hücrelerine gen yüklerken virüslerden yararlanmanın beraberinde geireceği bir başka önemli sorun daha var:

Acaba virüs bu hücrelerin içinde bir hastaya aktarıldığında da herhangi bir zararlı etki yaratmayacak mı?

Dahası, c-Myc geninin üretimi kanserin gelişmesiyle ilintili olduğundan, bizzat Yamanaka aktarılan hücrelerin yoldan çıkarak kansere yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

New Scientist, 7 Ekim tarihli sayıdaki haberde şu noktaya dikkat çekiliyor: Ne var ki, tümden ele alındığında, kök hücre araştırmacıları elde edilen bulguların son derece ümit verici olduğu görüşünde birleşiyorlar.