29 Temmuz 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
26.08.2006

26 Ağustos'un anlamı

Yalçın BAYER

BUGÜN 26 Ağustos, Afyon Dumlupınar'daki 'Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin (Büyük Taarruz) yıldönümüdür.
26-30 Ağustos tarihleri arasında Türk tarihinin en önemli zaferlerinden birinin başlangıcıdır.
Batının, Anadolu coğrafyasından 'Türkleri' atma projesine dönük oyunlar Atatürk'ün 'Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir' buyruğu ile bozulmuştur.
Anadolu'yu işgal eden yabancı ordulara karşı kanla, canla, şehitlerle, süngünün ucuyla 'Demokratik, laik Cumhuriyet, üniter-tekil ulusal sosyal hukuk devleti' kurulmuştur.
Bu tarih, yeni Türk devletinin temelini oluşturmuştur.
Acaba Atatürk, meydan savaşının ikinci yıldönümünde savaş meydanında neler söylemişti:
"Türk milleti (ulusu) bir ordu-millettir.
Onun bu vasfı tarihi ile başlar.
Türk milleti bu vasfını Anadolu bağımsızlık mücadelesinde belki de son kez kullandı.
Çünkü, bu mücadeleden muzaffer çıkan özgür Türk milleti, artık çağdaş uygarlığın başka değerleriyle bazen de bir millet olmaya yönelmek zorundadır.
Milletimizin hedefi, milletimizin mefkuresi, bütün cihanda, tam manasıyla uygar bir toplum olmaktır."
 
BEYİNLER YIKANIYOR
 
Günümüzde uydurma kavramlarla beyinler yıkanıyor, Türk ulusunun pratiği, gerçekleri ve özel koşulları yok sayılıyor.
Asker-ulus Hitler'in, Mussoli'nin, Franko'nun, Salazar'ın militarizmiyle bir tutulmak isteniyor.
Militarizmin, kan ve ateş olduğu, AB'nin militarizme tepki kuruluşu özelliğini hiç kimse akla bile getirmiyor.
Bu bağlamda 'vicdani ret', ordu-millete ihanet değil mi?
İrtica, bölücü teröre has özelliktir; yönetemeyen yönetimin can yeleğidir.
Yönetmekten aciz yönetim nasıl olur da TSK'yı yönlendirebilir?
 
Günün Sözü
"Ormanımdan bir ağaç kesenin kellesini keserim."
(Fatih Sultan Mehmet)
 
Türkiye yanıyor, Orman Bakanı maç izliyor
 
Pepe istifa etmelidir
 
- TRABZONSPOR-Apoel maçını izlerken bir de ne görelim, Orman Bakanı Sayın Osman Pepe, şeref tribününde değil mi? Eh, pes diyorum başka bir şey de demiyorum. Türkiye yanıyor, Sayın Bakan maçta hem de binlerce kilometre uzakta. Bu kadar maç hastası ise TV'den izlese olmuyor demek ki.
"Rüyamda yangın söndürüyorum" diyen birisi inandırıcı olur mu?
Ali DOĞUTÜRK-İZMİR
- ORMAN Bakanı Osman Pepe, "Bizim uçağımız yok ama yüreğimiz var" demiş.
Doğru, kendisinde yanan ormanları seyredecek yürek var, ama kaybolan doğa ve milli servetimiz için üzülecek kalp yok!
Zafer ÖZGÜR
- EY halkım, memleketimin ormanlarının yanmasına ve satılmasına engel olmayan, görevini yapamayan Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe'yi istifaya davet ediyorum! Bu görevi yapabilecek çok vatan evladının olduğunu da biliyorum...
Cumhur UTKU
 
Said-i Nursi, Atatürk'le
omuz omuza savaşmamıştır
 
İSTANBUL İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Prof. Faris Kaya'nın oğlu Mehmet Kaya'nın "Nurcular, Türk oğlu Türk’türler ve Müslüman Türkçüdürler" diye konuşması yanlışlarla doludur.
Bir kere Nurcuların lideri Said-i Nursi olarak anılan zatın gerçek adı Kürt Sait'tir, dolayısıyla Kürt'tür.
Atatürk ile hiçbir zaman omuz omuza mücadele vermediği gibi o dönemin 'Volkan' Gazetesi'nde yazdığı yazılarda açıkça İngilizleri desteklemiştir. Ayrıca hiçbir dini eğitimi olmayan zatın alimliği de tartışılır.
Sayın Kaya'nın tarih bilgisi olsaydı bu denli yanlış/yalan bir bilgiyi verme cesaretini göstermezdi.
Eğer konu ile ilgili kaynak isterse, Türk Tarih Kurumu'nun arşivinden Volkan Gazetesi'nin baskılarına ulaşabilir. Yok o kadar zahmet edemem derse, kendilerine Prof. Emre Kongar'ın 'Tarihimizle Yüzleşmek' adlı kitabını okumasını öneririm.
Aylin CELEN
 
Dua istiyorum!
 
"Bütün çalışmalarımızı halkımızın taleplerine göre yürütüyoruz. Bunun için sizden üç şey istiyorum: İhtiyaçlarımızın belirlenmesi için akıl, yanlış yapmamak için ikaz ve başarılı olmamız için de dua."
(Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık)
 
 
Biliyor musunuz
 
- DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, bütün özgürlük, barış ve demokrasi güçlerini, Lübnan'a asker gönderilmemesi konusunda mücadeleye çağırdıklarını ve bu kampanyaya ilişkin programı önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklayacaklarını söylediğini...
- DİKİLİ Barış Demokrasi ve Emek Şenlikleri'nin, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ile Midilli'den gelen konukların geleneksel barış yürüyüşüyle başladığını... Biliyor musunuz
- OKUL yerine cami inşaatı yapan Esenyurt Belediyesi'nin temel atma törenine katılan 'Bölgede Gelecek Gazetesi' Haber Müdürü Hüsamettin Erbaş'ın, Belediye Başkan Yardımcısı Gürbüz Süleymanoğlu ve korumalarının saldırısına uğradığını...
 
 
 
İstanbul'da bombalarla yaşamak
 
2004'den 2006 yılına kadar İstanbul sınırları içinde 70 adet benzin istasyonu ve bir o kadar LPG gaz istasyonu ile ilgili plan tadili yapıldı. Bu rakam şimdiki belediyenin görevde olduğu süre itibariyle oldukça yüksek bir rakam.
Çünkü Kadir Topbaş döneminden önceki dönemlerde yani Bedrettin Dalan, Nurettin Sözen, Ali Müfit Gürtuna ve Başbakan Tayip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı iken toplamada yine bu kadar benzin istasyonuna ruhsat verilmiş değildi.
Bu durumda rakamlar itibari ile anormallik söz konusu.
Sadece rakamsal değil konu . Çünkü son zamanlarda yapılan plan tadilleriyle ilgili çeşitli şaibeler söz konusu.
Örneğin Pendik'te, Kadir Topbaş'ın vetosuna rağmen plan tadili yapılan ve hala işletilen bir benzin istasyonu var ki akıllara zarar.
Benzin istasyonu fay hattının tam üzerinde ve bu haliyle olası bir yer sarsıntısı yada yüksek ölçekli bir depremde İstanbul'un Anadolu yakasını çok ciddi bir tehlike bekliyor.
Hızla yapılan benzin ve gaz istasyonu plan tadillerinin bir çoğunda kent planlaması ve şehrin ihtiyaçları göz önünde bulundurulmadığı gibi iddialar son dönemde daha da artmaya başladı.
Son iki yılda yapılan tadillerin imar planları göz önüne alınıp alınmadığı bir çok şaibeyi açığa çıkarıyor.
Benzin istasyonları ruhsatı verilirken bir çok unsuru göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çevre güvenliği ve koruma önlemleri çok önemeli. Yapılacak yanlışın bedeli çok ağır olabilir.
Ayrıca şehir içinde bu alanda ihtiyaç olup olmadığı ise yine değerlendirilmesi gereken önemli bir konu.
 
PLAN TADİLLERİ
 
Belli çevrelerde iddia edilen rant iddiaları ise bu konuyu farklı bir noktaya götürüyor.
Bu noktadan sonra yapılacak en doğru uygulama bu konudaki samimiyetine inandığımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Kadir Topbaş'ın bu plan tadillerinin ilgili bağımsız bir komisyonla inceleme başlatması.
Bu komisyon mimar ve mühendis odaları ve kent planlamacıları ile birlikte sektör temsilcilerinin de yer alması daha doğru ve sağlıklı olur.
İstanbul bir çok sorunla ilgilenirken birde her yanı doldurmakta olan benzin istasyonları ne anlama geliyor?
Bu konuda yapılacak incelemenin sağlıklı sonuçlar vereceğini düşünüyorum.
Bir incelemede maliye bakanlığı tarafından yapılması gerekiyor. Bu plan tadilleri yapılırken şirketler ne kadar para harcanmış , şirketlerin yaptıkları işlemlerde mevzuata uyan bir durum olup olmadığı incelenmeli ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bir çağrı da petrol dağıtım firmaların yapmak istiyorum; İstanbul'da iki yılda yapılan benzin istasyonları ile ilgili ne kadar bütçe ayrıldığını açıklayın.
Bu dağıtım şirketlerinin kamuoyuyla paylaşmanız gereken konu .
Bu incelemeler ve açıklamalar yapılmazsa bu benzin istasyonlarının ve LPG istasyonlarının İstanbul için ne kadar ihtiyaç olduklarını bazılarının ne gibi tehlikeler barındırdığını göreceğiz.
Bakalım iddia edilenler gibi ciddi oranlarda rantlarla İstanbul riske mi sokuluyor. Kent güvenliği ve planlaması hiçe sayılarak ruhsat işlemleri mi yapılıyor? Kadir Topbaş'ın bu konuda alacağı tavır İstanbul için çok hayati ve önemli bir konunun çözülmesinde yardımcı olacak yada şehrin kalbinde bombalarla yaşamaya alışmamız gerekecek.
Gürsel TEKİN
 
Ofer'den önce Kiler'in
rezidansı geliyor
 
ÇELİKTEPE'den bir grup esnaf yazıyor:
Mövenpick Oteli'nin hemen yanında eskiden İş Bankası'nın kullandığı ve sonradan Tatlıcılar'ın mülkiyetine geçen 10 dönümlük bir arsa vardı... (Mustafa) Tatlıcılar hafriyata başladılarsa da 2001 krizinden sonra yarım kaldı. Şimdi öğreniyoruz ki, bu yeri AKP Milletvekili Vahit Kiler (daha doğrusu Kiler kardeşler) satın almış. 53 kat üzerine rezidans ve altına da iş merkezi yapılacakmış. Büyükdere'ye paralel, Kanyon'a (Eczacıbaşı) giden bu yan yol iki kez (en sonu geçen yıl kasım ayında) çöktü. Bu yol Kilerciler
tarafından betonlandı; ancak uzun süredir 'güvenlik' açısından kapalı tutuluyor.
Temele çakılmış beton kazıkların demirleri korozyona uğradı mı, tabii ki bilemeyiz.
Çeliktepe'de 100 bin kişi yaşıyor; 4. Levent'in tam karşısındaki bu geçiş yolun kapalı olması çok etkiliyor. Şişli Belediyesi, bu yolun açılması konusunda Kilercilere müsamaha davranıp davranmadığını da bilmiyoruz.
Varsa neden bir yaptırım gücü uygulanmıyor.
Bizim için önemli olan yolun açılarak Çeliktepe trafiğinin rahatlamasıdır.
Hergün 4. Levent'e çıkışta zaman kaybediyoruz.
Ofer'lere satılacağı gündemde olan İETT arsasına 50 metre uzağında bir yer olduğuna göre Kilercilerin daha özenli davranmaları gerekiyor. Bunu AKP Milletvekilinden rica ediyoruz.
Kiler, gecekondu bölgelerindeki marketlerinden yeni yapılarıyla Kanyon, Metrocity ve Tekfen'e geldiğine göre, vatandaşı da düşünmelidir.
Sizler bizim halimizi biliyor musunuz? 1999 depreminde İETT arsasına sığındık. Şimdi bu yapılarla önümüz kesilirken, hepimiz sokaklar arasında nefes almadan öleceğiz.
 
Özyürek'ten Maliye Bakanı'na:
 
CHP Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a soruyor:
"Ülkemizde kayıt dışı ekonominin çapının günden güne büyüdüğü ve faturasız işlemlerin yanı sıra münhasıran bu iş için kurulmuş, “naylon” tabir edilen sahte faturalar üreten şirketler ve/veya mal ve hizmet üretmekte olan şirketlerin de aynı mahiyette, yani reel bir iktisadi iş ya da işleme dayanmayan faturalarla da yaygınlaştığı görülmektedir. Dünya yolsuzluk liginin üst sıralarında ısrarla tutunmakta olan ülkemizde, bu kapsamdaki eylem ve işlemlerin kayıt dışı ekonominin de en önemli finansal kaynağı olduğu bir gerçektir.
Bakanlığınızın mali plan ve programlarında da yer alan bu konuda, atılmasını taahhüt ettiğiniz adımlar ile alınmasını öngördüğünüz tedbirlerin samimiyetini ortaya koyması bakımından,  aşağıdaki sorularımda yer alan bilgilerin değerlendirilerek gerekli işlemlerin başlatılacağı umudunu taşıyorum.
Yalova Belediye Başkanı Barbaros Hayrettin Binicioğlu’nun büyük ortağı  olduğu Suyadur İnşaat Ltd. Şti. ile ilgili olarak, sahte fatura düzenlenmesi konusunda başlatılmış, ancak daha sonra bir şekilde durdurulmuş bir soruşturma bulunmakta mıdır?  Bu şirket ile ilgili başka herhangi bir mali inceleme ya da soruşturma yürütülmekte midir? Var ise, konusu nedir?
Fiilen yürütülen herhangi bir inceleme ya da soruşturma başlatılmamış ise, bu nitelikte bir inceleme gerektirecek dosyalar bulunmakta mıdır? Var ise, ne zaman ele alınacaktır?
Bu dosyalarda, sözü geçen şirkete kesilmiş olan ve aşağıda detaylarına yer verilen faturalar da bulunmakta mıdır? a) 25.05.2002 tarihli 62 milyar 330 milyon lira tutarında Özbaşkanlar İnşaat Taahhüt Nalburiye Ltd. Şti.’ne ait 3296 sayılı fatura, b) 28.05.2002 tarihli 48 milyar 500 milyon lira tutarında Özdemiroğlu İnşaat Taahhüt Orman Ürünleri Nakliye Ticaret Ltd. Şti.’ne ait 05374 sayılı fatura.
Suyadur İnşaat Ltd. Şti. ile ilgili olarak, inceleme ya da soruşturma mahiyetinde sürdürülen bir işlem varsa bu faturaların da dahil edilmesi ya da herhangi bir idari işlem yapılmamış ise, bilgisini verdiğim sahte faturalarla ilgili herhangi bir inceleme başlatılması konusunda bir talimatınız olacak mıdır?
 
Bodrum-Milas Dış Hatlar
terminali ihalesi soruları
 
CHP İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylgil, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a, Bodrum/Milas Havaalanı Dış Hatlar Terminali ihalesi ile ilgili şu soruları yöneltiyor:
"Basında yer aldığı üzere, Bodrum/Milas Havaalanı Dış Hatlar Terminali ihalesi 'Yoğun yolcu akışı ve yetersiz kapasite' gerekçesi ile DHMİ tarafındanü gerçekleştirilmiştir.
Aynı ihale, 1999 yılında da açılmış ve Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun Yap-İşlet-Devret yoluyla verilecek ihale ile taahhüt edilen yolcu kapasitesinin sağlanmasının mümkün olmadığı ve bunun zarara yol açacağı tespitiyle ihale iptal edilmiştir. Geçen süre zarfında, bu dayanakları ortadan kaldıracak hangi gelişmeler yaşanmıştır?
Dış Hatlar Terminali’nin son 5 yıllık ortalama  kullanılan yolcu akışı yıl bazında ne kadardır?
İlgili ihalede, 1 milyon yolcu için garanti verildiği doğru mudur?
1 milyon yolcu için doluluk garantisini sağlamak üzere her kişi için ödenecek tutar ne kadardır? Mevcut haliyle Bodrum/Milas Havaalanının son 5 yıllık yıl bazında kar rakamı nedir?
Geçmiş yıl istatistikleri ile karşılaştırıldığında, kamu zararına yol açabilme riski olan bir ihalenin gerçekleştirilmesinin dayanağı nedir?
Adı geçen ihaleye hangi firmalar katılmıştır?
Verilen teklifler nelerdir?
Kazanan firma kimdir? Tüzel Kişilik yapısı nasıldır? Tüzel Kişilik ile ilgili detay bilgiler nelerdir?"
 
İşte Antalya ve Kemer
turizminden manzaralar
 
UZUN ve yorucu bir senenin ardından kenara koyabildikleriyle tatile gitmeyi başarmış sıradan bir vatandaşım. Tatil için Antalya Kemer'i seçip, 1 haftalık tatil nihayetinde bu hafta başında İstanbul'a döndüm. Ama İstanbul'u bu kadar arayacağımı ve özleyeceğimi tahmin etmezdim. Antalya'da kapkaç tarzı olmasa da vur kaç ve aldırma tarzı bir soygun ağı düzenlenmiş. Bu soygun daha uçaktan iner inmez havaalanında başlıyor. İstanbul'da taksiyle 20 YTL ye gidilebilecek bir mesafe için Antalya'da minimum 110 YTL'yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Taksi şoförlerinin gerekçesi, turistin az, taksi sırasının çok olması ve bazen bir iş için en az 3 gün sıra beklemeleri. Doğrudur.
Sonra otelinize yerleşip, Kemer'e iniyorsunuz ve sokakları bomboş görüyorsunuz. Nerde o iğne atsan yere düşmez kalabalık. Tüm sokak birkaç cılız sokak köpeği, ve bol miktarda sinek avlayan esnafa kalmış. 1 kilo şeftali almak için manava yaklaşıyorsunuz. Kilosu 3 YTL olduğunu duyunca geldiğiniz şehri karıştırdığınızı zannediyorsunuz. Çünkü Antalya meyve açısından en zengin illerin başında gelir. İstanbul'daki hale ve ihracat için yurtdışına alınan meyvenin çoğu Antalya'dan temin edilmektedir. Halde kilosu 0,6 YTL olan ve muhtemelen manava daha bile ucuza mal olan şeftaliyi satamayan manav, caddeye taburesini atmış biçare müşteri bekliyor. Bu adamcağızda haklıdır. Ama en vurucusu 1 bardağına 6 YTL istenen portakal suyu. Şayet kasası bile 6 YTL olmayan portakalın bardağını bu fiyata Alman turiste satmaya kalkan büfeciye turistin cevabı ilginçti. Alman turist kendi ülkesinde yetişmeyen portakalın bardağına 1 EURO bile değil EUROFENNIG ödediğini söyleyip, Antalya'da bu kadar bol olmasına rağmen neden bu kadar pahalı olduğunu sorduğunda müşteri çekerken şakır şakır Almanca konuşan büfeci, sanki bildiği dili unutmuş gibiydi. Eee bu büfecide haklıdır. Bütün bu insanlar neden haklıdır biliyor musunuz? Haksız kazanç elde etmek isteyip, turisti yolunacak kaz gibi görmek, bir gelen bir daha gelmese de olur demek, bu sokaklar acaba bizim yüzümüzde nmi boş diye akıl etmemek, biz en azından haşema giyip bikinililere saldırmıyoruz diye avunup, elalemi aldattığını sanar iken en çok kendini aldatan bu insanlar yaşadıklarını hak ettiği için haklıdır. Kemer'de bu sene Rus ve İsrailliden başka turist kalmamıştır. Gelen turistin kalitesi de ayrıca tartışılır. Sevgili Antalya esnafı, yaşadığınız her şey size müstahaktır. Sizler şimdi, 'Kendim ettim kendim buldum' şarkısını bir ağızdan söyleyip, boş dükkanlarınızın önüne çektiğiniz taburelerinizde tavla oynamaya devam ediniz.Hayırlı işler.
Eylem GÜL