30 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
13.12.2005

Polat, Sharon’ı öpüyor ben Oya Aydoğan’ı

Röportaj: Mevlüt TEZEL

Keloğlan Karaprens’e Karşı ve Hababam Sınıfı 3.5 gibi iki iddialı filmde başrol oynayan Mehmet Ali Erbil’le eğlenceli bir röportaj yaptık. Başarılı oyuncu, gişe savaşlarından, ilk cinsel deneyimine, kökleriyle ilgili iddialardan, programıyla ilgili eleştirilere kadar pek çok konudaki sorularımıza içtenlikle cevap verdi.
- ‘Ya Şundadır Ya Bunda’ ile yine zirveye oturdunuz. İlginç olan ise ana haber bülteni öncesinde ekrana gelip birinci olmanız.

Asıl önemli olan haftanın altı günü program yapıp, bölümü 200 milyara çekilen dizileri geçiyor olmamız. Benim programın maliyeti 40-50 milyarı geçmez.

- Tiklileri, fiziksel sorunları olanları programınıza çıkararak komedinin ucuzuna kaçmıyor musunuz? Bu insanlarla dalga geçiyor gibi olmuyor musunuz?

Tam tersine beni özürlülerle ilgili her türlü sosyal aktivitelere çağırıyorlar.

- Cüceleri ve obezleri de çıkartıyorsunuz...

Bu arkadaşların çıktıkları bölüm, şovun içinde küçük bir zaman dilimi.

MASRAFIM ÇOK, MAKYAJA FAZLA PARA GİDİYOR

- Sizin gibi doğal bir yetenek, gerçek oyunculuğunu öne çıkartacak projelerde niye yer almaz?

Oyunculuğumu döktürebileceğim film teklifleri maalesef gelmiyor.

- Daha az program yapıp oyunculuğunuzu öne çıkartacak projelerde yer alabilirsiniz. Bu kadar para kazanmak zorunda mısınız?

Sanatçı olarak belki de bir rutinin içine giriyoruz. O rutinin içinde reyting, kimlik ve şöhret savaşı yer alıyor. Tüm bu unsurlar toplanınca bir piramit oluşuyor. Bu piramitten bir taş kaydı mı, her şey altüst olur.

- Yani ‘Popüler kültürün ve şov dünyasının bir parçasıyım, değişemem’ mi diyorsunuz?

Aşağı yukarı böyle düşünüyorum. Ayrıca bakmak zorunda olduğum kaç tane evim, kaç tane çocuğum var. Vergisiydi, masraflarıydı. Gerçekten büyük harcamalarım var.

- Bizi de ağlatacaksınız!

Samimi söylüyorum... Dışarıdan görüldüğü gibi değil, bizim bir sürü masrafımız var.

- Geçenlerde bir tanıtımda duvara asılı sucuklarla beraber açıklama yapıyordunuz...

(Gülüyor) O, Saray Halı ile yaptığımız reklam anlaşmasının içinde olan bir organizasyondu. Bahsettiğin doğru, çok açılışa gidiyorum. Bir Kıbrıs’ım vardı, oraya da 2.5 aydır gitmiyorum. 10 sene her yılbaşını Kıbrıs’ta kutladım. Böyle kábus var mı?

- Yıllardır oyunculuk yapıyorsunuz ama Sharon Stone, Necati Şaşmaz’ı öpüyor...

Doğru söylüyorsunuz... Demek ki başka bir karizma olayı bu. Biz Oya Aydoğan, Yıldız Kaplan’ı öpmekle yetiniyoruz.

KÜRT KÖKENLİYİM ALT MI ÜST MÜ BİLMEM

- Bu ay çıkan Esmer Dergisi’nde Kürt tarihi araştırmacılarının elde ettiği bulgulara göre, dedenizin adının Şeyh Es’ed? Erbîlî olduğu, Kürtçe gazeller de yazmış dini-siyasi bir kişiliğe sahip olduğu ve 96 yaşında Menemen olaylarına karıştığı için idam edildiği yazıldı.

- Evet ben de yeni öğrendim. Ancak babam bana hep dedem Mustafa Erbil’in polis olduğunu söyledi. Ben onun polis olduğunu biliyorum.

- Peki bu haberden sonra siz bir araştırma yaptınız mı?

Gerek yok, ben biliyorum dedemi.

- Ancak bir gazeteye ‘Doğum tarihi, ölüm tarihi, hepsi doğru ama bize dedemin polis olduğu söylenirdi’ dediniz.

Bu iddiaların yüzde 80 asılsız olduğunu tahmin ediyorum. Ancak baba tarafından kökenimizin Kerkük ve Erbil dolaylarında olduğu doğru.

- Yani Kürt kökenlisiniz.

Evet. Ama kimlik olarak alt mıyım yoksa üst müyüm doğrusu bilmiyorum.

- Peki dedenizin Menemen olaylarında idam edildiği iddiası...

Yok canım! Rahmetli, bir tencere pilav yedikten sonra Yeniköy’de ölmüş. İnsan dedesinin nerede vefat ettiğini bilmez mi? Çok güzel gazelleri olduğu bana da söylendi. Demek ki, sanatçı bir aileden gelmişiz. Ama doğrusu bir tarikat olduğumuzu bilmiyordum.

- Bir de Menemen olayı gibi trajik bir vakaya karışma durumu var.

Orada yanlışlıkla birkaç kişi de ölmüş, onların arasında da olmuş olabilir.

- Şimdi karar verelim, dedeniz pilav yedikten sonra mı, yoksa Menemen olaylarında mı öldü?

Pilav yiyip öldü... Hem de bir tencere.

- Dedeniz eğer bahsedildiği gibi bir şeyh ise hayatta olsaydı ve sizin programlarınızı izleseydi acaba ne derdi?

‘Eyvahlar olsun’ derdi.

İlk cinsel deneyimim iğrençti

- İlk cinsel deneyiminizi kaç yaşında yaşadınız?

14 yaşındaydım. Ağabeyim götürmüştü.

- Yani özel bir yere götürüldünüz.

Evet özel bir yere götürüldüm. Deneyimli bir kadın tarafından milli oldum. Ağabeyimin yanında arkadaşları da vardı. Tabii benden sonuç bekleniyor. O olayın stresiyle de ister istemez zevk alamadım. Kısacası iğrenç bir deneyimdi. Tabii daha sonra Şampiyonlar Ligi’ne çıkmak için yıllarca büyük bir savaş verdik. Belki de ilk deneyimin acısını çıkartmak için bu kadar performans sergiledim.

- Hiç, bir kadın tarafından reddedildiniz mi?

Bir iki projem reddedildi. Proje olarak görmek lazım bu olayları.

- Bir kadına yaklaşımı proje olarak mı görüyorsunuz?

Tabii strateji çok önemli. Her şey programlı gelişmeli. Doğru zaman, doğru insan ve doğru yer olmadığı için bir kaç projem hayata geçmedi.

YILMAZ ERDOĞAN’A CEVAP

Gişe mi yarıştırıyoruz yoksa...

- Keloğlan yakında vizyona giriyor. 50 yaşında Keloğlan’ı canlandırmak bile ayrı bir başarı öyküsü aslında.

70 yaşında da Karaoğlan’ı oynamayı düşünüyorum. Bizim filmin, Keloğlan’ın bundan 30 yıl önce çekilenleriyle uzaktan yakından alakası yok. Sadece ismi ve Keloğlan’ın görünüşü ortak özellikler taşıyor. Fantastik bir komedi yaptık. İzleyiciyi gülmekten kırıp geçirecek bir masal ortamı yarattığımızı düşünüyorum.

- Yılmaz Erdoğan, ‘Organize Suçlar’ın yarıştığı filmler arasında Keloğlan yok. Rakamlar ortada. Biz GORA ve Vizontele ile yarışıyoruz...’ açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bu ne yarışı, gişe mi yoksa sidik yarışı mı? Biz burada Türk Sineması ve sektörü için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İnsanların konuşurken biraz özen göstermeleri gerekiyor.

- Erdoğan ayrıca ‘Biz masal yarıştırmıyoruz. Bazı şeyler vardır yarıştırılmaz özellikle rüzgára karşı...’ açıklamasında bulundu.

O bence bunu söylemekle rüzgára karşı işemiş. (Gülüyor)