20 Eylül 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
21.08.2005

Türkiye’nin liman patronu

Şermin SARIBAŞ

Babasına karşı koyup fizik mühendisi olmakta ısrar etseydi, Hamdi Akın (51) adını belki de duymayacaktık. Baba ısrarıyla makine mühendisi olan Hamdi Akın’ın adı liman lafının geçtiği her yerde var. İstanbul Havalimanı mı, işletmesi ona ait.
Esenboğa, İzmir ve hatta Kahire Havalimanları mı, karşınızda yine o. Peki sadece havalimanları mı? Geçen hafta 755 milyon dolarla kazandığı Mersin Limanı ihalesi hálá herkesin dilinde. Özelleştirilen araç muayene istasyonlarının işletmesinin altından da onun ismi çıkıyor. Son yılların ihale canavarı Hamdi Akın’ın sinema önünde çekirdek satmakla başlayan hikayesi, tarlada kurduğu atölyede gelişip, şimdi herkesin imrendiği AKFEN Holding’le devam ediyor.

1954 yılında, Kayserili bir anne ile Bulgar göçmeni bir babanın, kendi tabiriyle tekne kazıntısı son çocuğu olarak doğar. Fatih Saraçhane’deki evlerinde iki ablası ile birlikte büyürken, altı yaşına geldiğinde aile Ankara’ya taşınır. Sebep bellidir; ekmek parası. Baba Hasan Akın, Ankara’da bir akrabaları ile birlikte tuttukları küçük atölyede, kalorifer kazanları, yakıt tankı, hidrofor imalatı yapar.

Hamdi Akın, büyüdüğü Yenimahalle’de ileride onu Fenerbahçe yönetim kurulu üyeliğine kadar götürecek top sevdasının peşinden koşar. Ama kız peşinde koşmayı da ihmal etmez.

Çocukluğunun yazları, şimdiki çocuklarda olduğu gibi yaz okullarında geçmez. Sinema önünde satılacak gazozlar, çekirdekler, Teksas Tommiksler ve misketler onu beklemektedir. İş hayatındaki ilk dersini, çekirdek satarken alır. ‘Çekirdekten hiç para kazanamıyordum. Herkes iki bardağı 25 kuruşa satarken, ben bir bardağı 25 kuruşa satıyordum. Malı alırken pahalı almışım. Sinema önünde o kadar kaliteli çekirdek satılmayacağını öğrendim.’

001 NO’LU SİPARİŞİ CAMİ KALORİFERİ

İlkokul ve liseyi Yenimahalle’de bitirir. Üniversitedeki tek hayali fizik mühendisi olmaktır. Hacettepe Fizik bölümünü kazanmasına rağmen, babası mühendis olmasını istediği için kaydını yaptırmaz ve bir yıl sonraki sınavlarda Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazanır. Üniversite yılları 1980 öncesi politik ortamın kargaşasıyla geçer. Üçüncü sınıfa geldiğinde bir gün sağcı, bir gün solcu öğrencilerin işgaline uğrayan okula devam etmek neredeyse imkansız hale gelir. Doğru dürüst okuyamıyorum iş hayatına atılayım bari, der ve babasının atölyesinin yanındaki tarlada, apartmanlara kalorifer kazanları yapmaya başlar. 001 No’lu ilk siparişi Emek Mahallesi’ndeki caminin kalorifer kazanıdır. Bu siparişin uğuruna iş hayatı boyunca hep inanacaktır.

Okulu bitirir ve adlarını hiç unutmayacağı Sadık ve Aşır isminde iki işçisi ile tarlada kurduğu o küçük imalathanede çalışmaya devam eder. Daha sonra Rüzgarlı Sokak’a taşıdığı imalathanede, şimdiki TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ile birlikte işler yaparlar. 1980 askeri darbesine kadar işleri hasbelkader yürür.

İLK EŞİNİ BİR GÜN İÇİNDE KAYBETTİ

1980 yılında Ülkü Hanım’la yaptığı ilk evliliği, aşkla başlar ama gözyaşı ile biter. Pelin ve Selim adında iki çocukları olmuştur. Her şey yolunda giderken, 34 yaşındaki Ülkü Hanım’ın boğazına yerleşen streptekok bakterisi iç kulağa sıçrar ve onu bir günde ölüme götürür. Hamdi Bey ve çocukları bu ani ölümle şoka girer. Çok zor zamanlar geçirirler. Hamdi Bey’in annesi Hikmet Hanım’ın çocuklara annelik yapmasıyla o dönemi atlatmaya çalışırlar. Ta ki, bir arkadaşı sayesinde Şafak Hanım’la tanışıncaya kadar.

Şafak Hanım da ilk evliliğinden olan oğlu Karaca ile birlikte yaşamaktadır. Hamdi Akın ve Şafak Hanım evlenmeye karar verdiklerinde İtalyanları aratmayan kalabalık bir aile olmuşlardır. 40 gün önce dünyaya gelen Zeynep’in de aralarına katılmasıyla aile nüfusları altıya çıkar.

12 EYLÜL DARBESİİŞ KAPILARINI AÇTI

1980 darbesi Hamdi Akın’a beklemediği fırsatlar çıkarır: ‘Ankara’da ne iş yapabildiğin değil, kimi tanıdığın önemlidir. 1980’lere kadar siyaset, 1960’ların devamı olan isimlerle geçti. 1980 ihtilali ile bütün bu isimler Ankara’dan tasfiye olunca yeni isimler ortaya çıktı. Eskileri tanımıyordum yeniler gelince herkes birbiriyle tanıştı.’ Akın, o günlerin ortalığa saçılmış siyasi manevralarında kendi mevkiini de belirler. 1983 yılında siyasi yasaklı olan Süleyman Demirel’e yakınlığı ile bilinen Büyük Türkiye Partisi’nin kuruluşunda büyük emeği geçer. Ama askeri otorite partiyi kapattırır.

Bütün siyasilerle tanışır ama Özal’la tanışması onun cumhurbaşkanlığına rastlar. Üniversite arkadaşı Ali Talip Özdemir’e kız istemeye gittikleri evde tanışırlar. Özal’a, Antalya Havalimanı’ndan bahsederken, Özal’ın ‘Bana Antalya’da çok büyük bir terminal yapar mısın?’ teklifiyle karşılaşır. O sırada havalimanından yıllık giriş çıkış yapanların sayısı 600 bin kişiyken, Özal 6-7 milyonluk kapasiteden bahsetmektedir. Akın’ın, ‘Efendim o iş benim çapımı aşar, öyle bir param yok’ deyince Özal çok kızar ve ‘Ben sana kendi paranla mı yap diyorum, yanına bir yabancı ortak alacaksın ve Yap İşlet Devret’le yapacaksın’ diye yol gösterir. Yap-İşlet-Devret’in yeni yeni telaffuz edildiği ve hukuksal altyapısının hazır olmadığı yıllardır, Özal bunu çok istese de proje gerçekleşmez. Hamdi Akın, Antalya Havalimanı projesini uykuya yatırır ama bir gün bunu mutlaka gerçekleştirecektir.

FENERBAHÇE STADI’NDA DAİMİ LOCA

Bu arada Akın, ilk büyük işi olan Bursa gazının distribütörlüğünü Alarko ile ortaklaşa alır. Bursa işinden sonra büyümeye başlarlar. Arıtma tesisleri, Emlak Bankası Konutları’nı yapmaya başlar.

Hayatında hep iş var gibi gözükse de, 2000 yılında fanatiği olduğu Fenerbahçe’de yöneticilik yapmaya başlar. Çocuklukta başlar futbol merakı. Top koşturduğu üniversite takımı Türkiye Şampiyonu bile olur: ‘Erman Hoca, Fatih Hoca benim nasıl oynadığımı iyi bilir. Onlarla da top oynamıştım...’

Fenerbahçe yönetimine karar verdiğinde, başkan olması için teklifler gelir ama Aziz Yıldırım’ın, ‘Karşıma rakip olarak çıkacağına gel birlikte çalışalım’ teklifiyle Asbaşkan olarak göreve başlar. İki yılın sonunda, yöneticiliğin çok zamanını aldığını görünce görevini bırakır. Ama locası bakidir. ‘Sağımda Koç, solumda Doğuş’un locası var. Onlara layık olmaya çalışıyorum’ diye espri yapar. Heyecanlı maçlarda ise öyle beyaz Türkler gibi davranmaz gerekirse küfürü de basar.

TAV HAYATINIDEĞİŞTİRDİ

Samsun Çarşamba Havalimanı’nı yapınca bu konuda tecrübesi de artar. 1997’de İstanbul Havalimanı ihaleye çıkınca, Antalya Havalimanı işini hatırlar ve ihaleye girmeye karar verir. Havaalanı yapma tecrübesi vardır ama yatırım yapacak parası yoktur. Tepe Grubu’nun kapısını çalar. Onların da mali durumu iyidir ama havaalanı tecrübesi yoktur. Tepe Grubu ve Akın’ın sahibi olduğu Akfen, Viyana Airport’un idarecilik tecrübesini de yanlarına alarak, TAV ismiyle ihaleye girmeye karar verir. Yatırım miktarı 306 milyon dolar olan ihaleye 13 firma katılır. İhalenin kriterleri arasında, 30 ay yapım süresi vardır. En önemlisi ise kimin hangi sürede işletip devlete devir edeceğidir. Teklifler açılır. TAV’ın teklifi 3 yıl 8 ay 20 gündür. En yakın rakip Tekfen’in teklifi ise 3 yıl 9 aydır. TAV 10 günlük farkla ihaleyi alır ve bu, Hamdi Akın’ın hayatında bir dönüm noktası olur. Artık yurtdışındaki ihalelere de daha kolay girme şansları vardır. Daha altı ay önce, Kahire Havalimanı ihalesini kazanması da bunun kanıtıdır.

MİLLİ TİP İŞADAMINE ANLAMA GELİYOR?

Hamdi Akın, peşpeşe kazandığı ihalelerden de aldığı cesaretle, araç muayene istasyonlarını işletme ihalesine de katılır ve kazanır. Airport’tan yola çıkarak araç muayene istasyonları için ‘Carport’ esprisi yapar. ‘Airport, carport varsa neden seaport olmasın diye düşündüm’ der ve en son adını duyurduğu Mersin Limanı ihalesine katılır. Bu ihale sırasında telaffuz ettiği, ‘Milli tip işadamı’ lafı ile dikkatleri üzerine çeker. ‘Bu sözümü yabancı sermaye istemediğime yordular. Benim ortaklarım zaten yabancı. Benim söylemek istediğim şey dürüst, çalışkan, ülkesini düşünen, kazandığı parayı yurtdışına kaçırmayan, kendi ülkesinde kendi markasını yaratabilen ve o markayla dünyadaki şirketlerle mücadele edenler. Üçüncü dünya ülkeleri ne çekiyorsa milli olmayan işadamları yüzünden çekiyor.’

ANNESİ KURŞUNDÖKEREK DESTEKLEDİ

Peki, bu başarıları kişisel tarihine yazmış birinin iş hayatındaki kuralları ne, destekçileri kim? ‘Hep kalbimin sesini dinledim, hislerimle hareket ettim. Hedeflerimi belirleyip katı kurallar koymadım. En büyük destekçilerim arasında hem kişisel, hem kurumsal bir grup vardı. Kurumsal grubun adı Şekerbank’tı. Kişisel grubun adı ise Yalçın Amanvermez, Cihan Paçacı, Nurettin Şenözlü, Hasan Basri Göktan, Aydın Ayaydın, Orkun Eroğlu. Şekerbank benim bankamdı ve yaptığım her işte bana güvendiler, beni aşan teminat mektuplarını verdiler. Ben de onları hiç mahcup etmedim. Benim arkamdaki en büyük güç bunlardı.’

Hamdi Bey arkasındaki güçleri sayarken, ‘Zorla bana kurşun döken annemi de unutmayayım’ deyip gülüyor.