31 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
04.07.2005

Şıngır mıngır sosyete

Ahmet HAKAN

YENİ başlayanlar için Türkiye’de sosyete’ konusunda ilk dersimi, toplumsal konularda tumturaklı laflar etmeye bayılan bir yazardan almıştım.
Şöyle diyordu:

Türkiye’de dört başı mamur bir burjuva sınıfı yoktur, dolayısıyla bizden sosyete de çıkmaz. Kendilerini sosyete olarak görenlere ise ancak sosyetemsi diyebiliriz.

Tumturaklı sözler beni kesmez.

Bu yüzden bu tanım kesmedi beni...

Hemen ‘Türkiye’de sosyete’ konusunda kendi çapımda küçük bir araştırma yapmaya karar verdim.

Ve işte bu noktada şunu fark ettim:

Sosyete konusunda ülkemizde ‘Hello’ ve ‘Alem’ adlı iki dergi dışında maalesef bir kaynak yok.

İki derginin sayfalarını çevirmeye başlayanların dikkatini çeken çarpıcı gerçek ise şudur:

Sağdan say yüz kişi, soldan say yüz kişi...

***

Evet, durum budur ve durum böyle olunca da ‘Türkiye’de sosyete’ işine merak saran benim gibi acemiler, bıktırıcı ve bezdirici bir tekrardan başka bir şeyle karşılaşmazlar...

Şöyle ki:

Sosyeteye merak sardığım günden beri iki derginin sayfalarını çevirdim, çevirdim, çevirdim...

‘Peki ne geçti eline?’ diye soracak olursanız vereceğim yanıt şudur:

Tansa Bodrum’a gitti... Yosun parti verdi... Derin Paris’e uçtu...’

İki derginin birkaç sayısını üşengeç ve bıkkın bir edayla elden geçirirken, hastalıklı bir sayıklama içine giriverdim...

Tansa... Derin... Yosun...

Yosun... Tansa... Derin...

Evet, tecrübeyle sabittir, eldeki iki sınırlı kaynaktan beslenerek sosyete olayını çözmeye çalışanlar, günün sonunda zihinlerinde, soyadları ‘Mermerci’ olan üç kız kardeşin hikayesinden başka bir şey kalmadığını fark ederler.

İşte bizim sosyetemizin acıklı macerası bundan ibarettir.

Türkiye’de sosyete üç kız ismiyle başlar ve üç kız ismiyle nihayet bulur:

Tansa... Derin... Yosun...

Yosun... Tansa... Derin...

***

Tam ‘Ne yapayım ben böyle sosyeteyi? Bu kadar sınırlı, renksiz ve heyecansız bir sosyeteden bırakın yazı konusunu doğru dürüst cemiyet haberi bile çıkmaz’ filan diye sayıklarken, Allah razı olsun, üç kız kardeşin annesi Ender Mermerci Hanım imdadıma yetişiverdi...

Bir gazetenin hafta sonu ekine röportaj veren Ender Hanım, yaptığı saptamalarla hem Türk sosyetesine bakış açımı değiştirdi, hem de beni bir hayli eğlendirdi...

Neler mi söylüyor?

Mesela ‘Turistik otellerde dil bilmeyen garson sorunu’na değinirken şu öneride bulunuyor:

‘Bence bu ülkede Kuran kursları açılacağına dil kursları açılmalı. Bir turist çay istiyor, garson suratına bakıyor çünkü ne dediğini anlamıyor...’

Nasıl? Eğlenceli değil mi?

Sosyetemizin bir numaralı ismi, Türkiye’yi kocaman bir tatil köyü ya da turistik otel gibi görüyor...

Ve Ender Hanım’dan ikinci keyif verici malzeme...

Türkiye’nin Ortadoğu’dan farklı olduğunu yabancılara göstermemiz gerektiğini söyleyen Ender Hanım, uyarıda bulunuyor: ‘Ama türbana karşıyım.’

Bilmem Ender Mermerci’ye, Ortadoğu’da diktatörlükle yönetilen birçok ülkede, mesela Suriye’de, ‘türbansız’ kadınların vitrinde olduklarından ve buna rağmen Suriye’nin, ABD’nin ve Avrupa’nın hedefi olmaktan kurtulamadığından söz etmeye gerek var mı?

Belki de en iyisi eğlencenin keyfini çıkarıp ‘Şıngır mıngır sosyete’ deyip geçmektir...