20 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
01.07.2005

Platonik aşk hep gizlendi

Hazırlayan: Ertuğrul AKÇAYLI

‘Gizli Aşk Bu’ şarkısı çevremizde, her yerde görülebilecek herhangi bir gizli aşka mı yazılmıştı? Yoksa iddia edildiği gibi ünlü bestekar Zeynettin Maraş’ın, sanatı, sesi ve güzelliğiyle ünlü Emel Sayın’a duyduğu aşkın ölümsüz eseri miydi?
Ankara Radyosu’nun rüya kızı, sadece fiziksel güzelliğiyle değil, billur sesi ve farklı yorumuyla da Türk müziği dünyasına yeni bir renk, yeni bir soluk getirdiğinde, takvimler 1960’lı yılların ikinci yarısını gösteriyordu.

Mavi gözlü genç kadın için hükümler çoktan verilmişti; ‘Bu sesi İstanbul bırakmaz, çeker alır. Görürsünüz yakında en büyük gazinolardan birinde assolist olarak onu görür ve alkışlarsınız.’

Aynen böyle oldu. Onu Ankara’da ilk keşfedenler, o dönem İstanbul’un ünlü kulüplerinden Gaskonyalı Toma’ya getirdi. İstanbul seyircisine ve eğlence dünyasına orada merhaba dedi. 1969’un bir bahar günü, Taşkışla’nın altında bulunan Lalezar Gazinosu’nda düzenlenen bir basın toplantısında, bahçeyi dolduran gazetecilere beklenen açıklama yapıldı:

‘Ankara Radyosu’nun yetiştirdiği eşsiz ses, eşsiz güzellik Emel Sayın hanımefendi, bundan böyle sanatı ve yorumuyla İstanbul’un çok değerli sanat ve Türk müziği sevenlerinin huzurunda olacaktır. Sizlere Emel Sayın hanımefendiyi takdim etmekten onur duyuyoruz.’

Emel Sayın, o günden itibaren İstanbul’un çeşitli gazinolarında fırtına gibi esmeye başladı. Çok geçmeden, Lalezar’dan Maksim gazinolarının sahibi Fahrettin Aslan’ın asları arasına girdi. Önce Bebek Maksim, sonra Büyük Maksim ve Caddebostan Maksim’de senelerce fırtınalar estirdi.

GİZLİ AŞK, GİZLİ DERT

Denizcilik Bankası’nda muhasebe şefi olarak çalışan udi Zeynettin Maraş, duygusal şarkıların da bestecisiydi. Ve radyoda olsun, gazinolarda olsun Emel Sayın’ı özel bir ilgi ile dinliyordu. Zeynettin Maraş, yıllar boyu Emel Sayın’ı artan bir sevgi ve hayranlıkla izledi.

Bir gece Caddebostan’da, Bağdat Caddesi’ne bakan bahçeli evlerinin çalışma odasında o güfteye başladı;

‘Gizli aşk bu, gizli dert bu

veda ettim her şeye...’

Güfte günler sonra bitti. Sonra oturdu, şaheser melodinin notalarını bulup işledi. Öyle bir şarkı çıkmıştı ki ortaya, ‘Gizli Aşk Bu’ tüm Türkiye’yi sarstı.

Zeki Müren, Emel Sayın, Muazzez Abacı gibi ne kadar popüler ses sanatçısı varsa bu şarkıyı repertuvarlarından çıkarmıyorlardı.

SER VERİP SIR VERMİYOR

Aradan uzun yıllar geçti. Ünlü udi, ünlü bestekar bu şarkıyı kimin için yazmış, kimin için bestelemişti? Bestekarın aile dostları bile bu soruların yanıtlarını aradılar. Zeynettin Maraş bazen esprili şiiri ile yanıt verdi meraktan çatlayanlara;

‘Alnım açık, başım diktir / Yüzüm güleç, gözüm pektir / Dosta kapım hep açıktır / Bir gizli aşk suçum olsun / Adım belli sanım belli / Dinim ve imanım belli / Dostumla düşmanım belli / Bir gizli aşk suçum olsun / Maraş’tan gelmiştir soyum / Bir 77’dir boyum / Hiç fena değildir huyum / Bir gizli aşk suçum olsun...’

Çok sonraları, dedikodular Emel Sayın’ın da kulağına gitti. O çevreden olanlar, ‘Yok canım, gizli aşk Zeynettin Bey’in değil, çevremizde gördüğümüz, duyduğumuz gizli aşklardan biri. Zeynettin Bey de bundan etkilenip şarkıyı yazmış, bestelemiş’ dediler.

DÖRT KEZ KARŞILAŞTI

Şarkının öyküsünü araştırırken, tabii ki sayın Maraş ile de konuştuk. ‘Emel Sayın hanıma duyduğum hayranlık ayrıcalıklıdır. Kendisiyle yıllardan beri sadece dört kez bir araya geldik. Benimki belki aşk gibi güçlü bir duyguyu anımsatan hayranlık ötesi hissediştir’ dedi.

SÖZ EMEL SAYIN’DA

Yağmurlu haziran günlerinin ardından Çırağan Oteli’nin havuza bakan terasında Emel Sayın ile konuşuyor ve ‘Olaydan haberdar mıydınız, bu gizli aşkın kadını siz miydiniz’ diyoruz.

Emel Sayın, tüm samimiyetiyle sorumuzu yanıtlıyor: ‘Şimdi hepimiz olgun bir çağdayız. Aradan yıllar geçmiş. Anlatılanlara, duyduklarıma zaman zaman gülüyorum, beraber gülüyoruz anlatanlarla birlikte. Yıllar sonra gelen aşk itirafları hoşuma gidiyor. 20-30 yaş arasında değişen genç kuşaklardan insanlar geliyor, ‘Sizin için annemle babam az kavga etmezdi, az tartışma ve küsmeler olmazdı’ diyorlar. Gülüşüyoruz. Gerçekten çok sevenim, çok aşığım varmış, şimdi tüm itirafçılarım sıraya girdi.

Arkadaşlarım, sanatçı dostlarım gelirdi evimize, şarkılar geçerdik. Ama ben işimde ve gazinoda inanın çevreme farklı gözle bakmazdım. Farklı düşünmediğim için, bakışların ne anlama geldiğini bilmezdim. Hatta bir gün Ekrem Bora, ‘Ya Emel biraz çevrene baksana, dümdüz birisin’ demişti. Ama bazı itiraflar karşısında sarsıldığımı da hissediyorum.’

MAVİ DÜNYAM DA BANA YAPILMIŞ

Ve Emel Sayın, anlatmaya devam ediyor: ‘Rahmetli arkadaşım Hüseyin Gökmen vardı. Onun gerçekten çok güzel bir şarkısı vardır ‘Mavi dünyam’ diye başlayan. O şarkıyı da benim için yaptığını söylediler. Bir de yine Egemen Bostancı ile ‘Neş’e-i Muhabbet’i sahneye koyuyorduk. Son gün rahmetli Yıldırım Gürses, tiyatronun kapısından sevinç çığlıkları atarak girdi. ‘Eller Eller’ şarkısını bestelemişti. O şarkıyı da benim için yaptığı söylendi.

Ben tüm duygulara saygı duyuyorum. Platonik aşklardan ben de etkilendim, ben de hissettim ve yaşadım.’

ZEYNETTİN BEY SÖYLESEYDİ

Emel Sayın’a ‘Zeynettin Bey, o günlerde böyle bir itirafta bulunsaydı ne yapardınız’ diye de sorduk. İçtenlikle yanıt verdi: ‘Ben farklı bakmadığım için, varolduğu iddia edilen ilgiyi fark etmedim. Ama koşullar uygun olsaydı ve bana açık bir itirafta bulunsaydı, samimi olarak söylüyorum mahçup olurdum.’