24 Nisan 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
28.11.2004

Türk tipi korku filmi Cin kadına tecavüz eder...

Sibel ARNA

700 yıl önce... Anadolu’nun bir köyünde yaşlı bir kadın bütün köyü kız çocuklarının uğursuzluğuna inandırır. Köylüler doğan kızlarını diri diri gömerler. Koca köyde sadece bir adam kadına inanmaz, kızını gömmez. Bunun üzerine yaşlı kadın kötü cinlerin yardımıyla kara büyü yapar. Adam kötü cinin etkisine girerek kızını katleder. Cinin etkisinden çıkınca kızının acısına dayanamaz, evinin önündeki ağaca kendini asar. Köy lanetlenir, herkes köyü terk eder.
Yıl 2004. Ayşe, hep hayalini kurduğu bir kazı teklifi alır. Beş kişilik bir ekiple büyünün yapıldığı köye Artuklu hükümdarı Sultan Salih’e ait bir kitabı aramaya gider. Ayşe’nin çocukluk arkadaşı Zeynep, yıllardır Ayşe’nin kocası Tarık’a aşıktır. Tarık’ı elde etmek için büyücüye gider. Ayşe’nin gittiği köyü öğrenen büyücü, 700 yıl önceki büyüyü tekrarlar. Canlanan kötü cin ekibin kabusu haline gelir.

Yapımcılığını Faruk Aksoy’un yaptığı, Orhan Oğuz’un yönettiği, Nihat İleri, İpek Tuzcuoğlu, Özgü Namal, Ece Erken ve Dilek Serbest’in oynadığı Büyü, 17 Aralık’ta vizyona girecek. Mardin’de çekimler sırasında ekibi bile korkutan filmin sinema sektörünün ilk ‘yerli’ korku filmi olduğu söyleniyor.

YAPIMCI FARUK AKSOY

Kuran’daki cin ve büyü kavramlarına uyan bir film yaptık


Bu ülkede korku filmine yatırım yapmak akıl kárı bir iş mi?

-
Bence çok akıl kárı. Hepimiz komedi yapamayız. Yoksa hep aynı tarz senaryoları çekmek, aynı tarz oyunculara rol vermek zorunda kalırsınız.

İşe girişmeden önce Türk seyircisinin korku filmine ilgisi üzerine bir araştırma yaptınız mı?

-
Elbette yaptık, yapımcı parasını çöpe atmaz. Son beş yılda vizyona girmiş tüm gerilim ve korku filmlerinin kaç kişi tarafından izlendiğine baktım. İyi çekilmiş Amerikan korku-gerilim filmlerinin 500 binin üzerinde izlendiğini gördük. En fazla iş yapanı da Altıncı His. 1 milyon 650 bin kişi izlemiş.

Sizce Türkiye’de neden korku filmi çekilmiyor?

- Onu ben de çözebilmiş değilim. En son film Metin Erksan’ın Şeytan uyarlaması.

Geçen sene Türkiye’nin ilk korku filmi diye lanse edilen Okul’a ne diyorsunuz?

-
Okul’un tarzı korku-komedidir. Bence Okul, Scream (Çığlık) kategorisinde. Bizim kültürümüzle alakası olmayan bir filmdi. Hayaletlerin falan bizim kültürümüzde işi ne?

Oysa siz Büyü’de bizim kültürümüzden unsurları konu ediyorsunuz, öyle mi?

-
Aynen... Bugüne kadar sinemada hep batılıların korkularını izledik. Bu defa kendi korkularımızı izleyeceğiz. Kuran’daki cin ve büyü kavramları üzerine bir film yaptık. Oyuncu seçerken yaklaşık 200 kişiyle görüştüm. En az 25-30 tanesi fiilen cin tecavüzüne uğrama hikayesi anlattı. Daha sonra araştırmacılarla da konuştum. Türkiye’deki kadınların en temel cinsel kabusunun cin tecavüzü olduğunu biliyor musunuz?

Filmde böyle bir sahne var mı?

- Var tabii. Filmi çekmek için gittiğimiz Mardin’de her köşe başında insanlar bize başlarına gelmiş felaketin büyü ile bağlantısını anlattı. Kaldığımız otelin sahibinin kardeşi büyü yapıldığı için ölmüştü mesela... Ya da futbol kulüplerinin maç kazanmak için büyü yaptırdığını duyuyoruz. Şarkıcılar sevgililerini büyü yoluyla elinde tuttuklarını söylüyorlar. Bu film bu anlamda çok yerli film.

Film ne kadara mal oldu?

- Hak ettiği paraya. Hála harcıyorum.

Sinopsisin en başında Kuran’dan bir ayet var. Bunu film hakkında çıkacak eleştirileri geri püskürtmek için mi yaptınız?

-
Biz bize ait bir şey yapıyoruz. Kuran ayetini bu yüzden koyduk. Bunun eleştirilerle falan bir alakası yok. Kuran’dan bir cümle koyduk diye dokunulmazlık zırhına bürünmedik.

Ne dersiniz, bu film hakkında kötü bir şey yazanları cinler çarpar mı?

-
E işin öyle bir tarafı var... Mesela Mardin’e CNN’den bir muhabir geldi. Yönetmenimiz Orhan Oğuz ve ben röportaj yaptık. Röportaj bittiğinde kız bayıldı; elimizde bu görüntü var.

Anlattıklarınızdan etkilendi herhalde?

- Bilmiyorum. Bunlar hassas konular. Dikkatli olsanız iyi edersiniz.

Son günlerde televizyonda da büyülü, cinli, sırlı programlar çok popüler oldu. Sizce o programları izleyenler bu film için sinemaya gelecek mi?

-
Gelecek tabii. O programların bir kısmını ben de izliyorum. Mistik ve metafizik şeylere inanıyorum. Yaşadığımız her şeyi bilimle açıklayabiliriz demek bana çok komik geliyor. 25 yaşında kardeşimiz bir gece uykusunda ölüyorsa ‘Uykusunda kalp krizi geçirdi, öldü’ açıklamasına inanmıyorum ben.

Son söz: Bu film ne anlatıyor?

- Büyü yapmayın ve yaptırmayın diyor. Bir de sevgilisi ile tensel temasa geçemeyenler bu filmi izlesin. Kesinlikle aralarında temas olacaktır.

YÖNETMEN ORHAN OĞUZ

Bu film cevşen satışlarını patlatacak

Korku filmi çekmeye ne kadar istekliydiniz?

- Faruk bana bu gerilim filmini önermeden önce aklımdan hiç böyle bir şey geçmiyordu. Senaryoyu okudum ve birtakım şeyler hayal etmeye başladım. Ben hiç korku filmi izlemiyorum.

Korku filmi izlemeyen bir korku filmi yönetmeniyle mi karşı karşıyayım?

-
Evet! Tam karşınızda duruyorum. Bir zamanlar Hayvan Mezarlığı diye bir film izlemiştim. Yarısında çıktım. Bir daha da hiç korku filmi izlemedim, korkarım. Bu filme kendi korkularımı yükledim. Yerin yedi kat dibine girme ve çıkamama kabusu beni yıllardır mahveder. Bu tip şeyleri filme aktardım.

Film hazırlıkları sırasında da hiç korku filmi izlemediniz mi?

- Hayır gerek duymadım. Çünkü senaryonun iyi bir dokusu vardı. Mardin’de bazı geceler uykuya dalmadan önce epey korktum gerçi. Ama Allah’tan yan odamda Faruk vardı.

Faruk Aksoy: Bazı geceler birlikte uyuduğumuzu söylesene.

Büyüye inanır mıydınız?

- Ben biraz materyalist biriydim. Büyüydü, cindi, hurafeydi beni pek etkilemezdi. Ama filmden sonra her şey tersine döndü. Şimdi cevşen takıyorum mesela; ki bunlara karşıydım.

Film neden Mardin’de çekildi?

- Daha evvel Mardin’de altı ay dizi çektim. Orayı iyi biliyorum. Filmi yasak ve boşaltılmış bir köyde çektik. Evlerin içine girdiğimizde duvarlar delik delikti. Askerler dikkatli olmamız için uyardı. Geceleri ışıklar altında çekim yapmamıza rağmen başımıza bir şey gelmedi. Köyün güvenliğini de test etmiş olduk. Çekimler bittikten sonra bazı aileler köye geri döndü.

Büyü’yü izleyenler salonu nasıl bir ruh haliyle terk edecek?

- Seyirci filmi daha çok sonra konuşacak... Bence cevşen satışları patlayacak!

NİHAT İLERİ

Cine, büyüye inanmayan bir ben kaldım

Filmde Mardin’e giden arkeoloji ekibinin başıyım. Karakterim, profesör olarak müspet bilimlerden yana. Cinli büyülü hikayelere inanmıyor. Ama başına birtakım işler gelince değişiyor. Gerçek hayatta bu tarz şeylere inanmam ben. Filmden sonra da kararım değişmedi.

İPEK TUZCUOĞLU

Bu kez büyü yapanı değil büyüden etkileneni oynuyorum

Asmalı Konak’ta büyü yapan Dicle’yi oynamıştım, burada ise büyü kurbanı Arkeolog Ayşe’yi... Büyü gibi mistik konularla anılmak beni hiç rahatsız etmiyor. Oyuncu her rolü oynayabilir. Hem bu kez büyücüyü değil büyüden etkileneni oynuyorum. Bir de madalyonun öbür tarafından bakmak istedim bu işe! Lisedeyken çok korku filmi izlerdim ama yönetmenimiz Orhan Oğuz gibi Hayvan Mezarlığı filminden sonra tövbe ettim. Şimdi oyunculuk adına seyrediyorum, hatta dün Shyamalan’ın Köy filmini izledim. Büyüye inanıyorum ama karşıyım, günah çünkü. Hayatın doğal akışını tersine çevirmek Allah’ı reddetmek olur. Kendimi büyüden koruyabiliyorum, bazı ritüellerim, dualarım var. Kendi kalkanım var. İnsanlara şu mesajı vermek istiyorum: Her şeyi akışına bırakın. Zaten o sizinse sizin olacaktır.

ÖZGÜ NAMAL

Nazarla başım dertte zaten

Filmde Sedef isimli genç bir arkeoloğu canlandırıyorum. Gerilim ve korku, sinemada çok sevdiğim bir tür. Büyüye inanıyorum ama pozitif enerjim sayesinde uzak duruyorum. Ama biri bana ‘Sende büyü var’ derse, boşvermem, çözüm yolları ararım. Nazarla başım dertte zaten. Kurşun falan döktürüyorum.

ECE USLU

Bazı geceler korkudan uyuyamadım

Aydan isimli bir arkeoloğu oynuyorum filmde. Problemleri olan, aksi bir kız. Kazı ekibinin en güçlüsü, en cesuru o gibi gözüküyor. Fakat ne kadar zayıf olduğu ortaya çıkıyor. Ben günlük hayatımda bol bol korku filmi izlerim, korkmama rağmen... Büyü meselesini pek kurcalamak istemiyorum. Çekimler sürerken atmosferden etkilendiğim için bazı geceler uyuyamadım. Filmde canlandırdığım karakter cin tecavüzüne uğruyordu. Bunu canlandırmak hem zordu hem de korkutucu.

FİLMİN DANIŞMANI MEHMET METİNER

Senaryo Kuran’la ters düşmüyor

‘Yemyeşil Şeriat, Bembeyaz Demokrasi’ adlı kitabı tartışma yaratan yazar Mehmet Metiner, filmin din konusunda danışmanlığını yaptı. ‘Büyü dinsel bir film değil’ diyor Metiner. ‘Zaten büyü de dinsel bir konu değil, metafizikle ilgili bir olgu. Dindar olmayan ama büyüyle ilgilenen çok insan var. Bu film büyü-cin ekseninde çekildi. Yer yer Kuran’ın ilgili ayetlerine göndermeler yapılıyor. Bu konuda hata yapmamaları için danışmanlık yaptım. Filmde, Kuran’da yazdığı gibi büyü yapmanın ve yaptırmanın günah olduğu anlatılıyor. Senaryo hem modern topluma uygun hem de Kutsal Kitap’la ters düşmüyor.’

DİLEK SERBEST

Normalde korku filmlerini gözüm kapalı izlerim

Ben normalde korku filmlerini gözlerimi kapatarak izlerim. Ama projeyi duyar duymaz kabul ettim. Filmde Ceren diye, kendine pek güveni olamayan bir kızı canlandırıyorum. Kazı ekibi köye gidene kadar söylenenlere inanmıyor. Ama köye girer girmez her şey değişiyor.