23 Kasım 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
21.11.2004

HDL kolestrolünüzü tanıyor musunuz?

Osman MÜFTÜOĞLU

Çok sık tekrarladık ama bir dahasının zararı yok: Kaç yaşındasınız sorusunun en doğru yanıtı ‘Damarlarınız kadar yaşlısınız’dır.
Damarlarınızı, aterosklerozun yaşlandırıcı etkilerinden korumaya , LDL kolesterol birikintilerinden kaynaklanan plaka yapıcı damarsal çöplerden temizlemeye çalışan, sessiz ama önemli savaşçınız HDL kolesterole gereken ihtimamı gösteriyor musunuz? Cevabınız hayır ise bu yazıyı daha dikkatle okuyun!

İYİ KOLESTEROLÜNÜZÜ İZLİYOR MUSUNUZ?

HDL kolesterol, damarlarınızı LDL kolesterolün zararlı etkilerinden korur ve bu nedenle de ‘iyi kolesterol’ olarak tanımlanır. LDL kolesterolün yaptığı zararlı işlerin tümünü tersine çeviren iyi (veya yararlı) kolesterolün kan düzeyleri kadınlarda erkeklerden 10 birim daha fazladır. Erkeklerde 50, kadınlarda 60 mg/dl’den yüksek olan iyi kolesterol değerleri yeterlidir. İyi kolesterol HDL’nizin değerleri sürekli olarak düşük ise (kadınlar için 50, erkekler için 40 mg/dl’nin altı düşük değerler olarak kabul edilebilir) koroner kalp hastalığı riskinizin yükseleceğini bilmelisiniz. Yaşam biçiminizdeki uygun değişimlere rağmen (fazla kiloları vermek, düzenli ve ılımlı egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak) iyi kolesterol değerleriniz yükselmiyorsa sorunun genlerinizdeki kusurlardan kaynaklandığını düşünebilirsiniz. İyi kolesterol düşüklüğü probleminizin çözümünde de doktorunuzla işbirliği yapmalısınız.

HANGİ DEĞERLER NORMALDİR?

Erkeklerde 50, kadınlar da 60 mg’dl den yüksek olan HDL kolesterol değerleri oldukça güvenlidir. Yüksek trigliserit düzeyleri HDL kolesterolde düşmeye neden olabilir. Trigliserit seviyelerini düşürünce HDL kolesterol seviyeleri de bir miktar artar. Trigliserit düzeyindeki yükselme ile birlikte olan düşük HDL kolesterol sorununun çözümünde işe trigliserit seviyesini azaltmak ile başlamakta yarar var.

Sürekli olarak düşük HDL kolesterol düzeyi ciddi bir damarsal risk oluşturabilir. Eğer yaşam biçiminizdeki uygun değişimlere rağmen (kilo verme, egzersize başlama) HDL kolesterolünüzdeki düşüklük düzelmiyorsa sorun genetik mirasınızdan kaynaklanabilir. Bu durumlarda doktorunuz güçlü bir HDL kolesterol uyarıcısı olan Niasin’den, Omega-3 yağ asitlerinden veya fibratlardan yararlanmayı düşünecektir.

Bizim önerimiz düşük HDL sorunu ile ilgili ilk üç çabanızın kilo vermek, akciğerlerinizin sigara ile temasını kesip kandaki fazla trigliserit düzeyini düşürmek olmasıdır. Düşük HDL sorunu olan hastalarda bazen şaşırtıcı ve mucizevi sonuçlar verebilen egzersiz artışı ile niasin tedavisi, genetik olarak hipoalfalipoproteinemi sorunu olanlarda ise pek fayda sağlamaz. Genelde bu hastalarda metabolik ve davranışsal risk faktörlerini belirleyip bunları yok etmek gerekmektedir. Yıllık sağlık taramalarınızda HDL kolesterolünüze de baktırın. Erkekseniz 40 mg/dl, kadınsanız 45 mg/dl’ den daha az olan değerleri ciddiye alın...

kesip saklayın

HDL kolesterolü artıranlar


n Fazla kiloların verilmesi

n Düzenli ve etkili egzersiz

n Alkolün azaltılması ve ölçülü düzeylerde kullanılması

n Omega-3 açısından zengin (balık), tekli doymamış yağlara (zeytin yağı) ağırlık veren bir beslenme tarzı oluşturulması.

HDL kolesterolü azaltanlar

n Kilo alma veya şişmanlama

n Hareketsiz bir yaşam tarzı veya egzersizi bırakma

n %30‘dan daha fazla yağ, doymuş yağlardan zengin (tereyağı ve margarin), yüksek oranlarda karbonhidrat içeren bir beslenme planı

n Sigara

n Bazı ilaçlar: beta brokerler, testosteron

ŞARAP BİR EFSANE Mİ?

Şarapta bulunan sağlığa yararlı pek çok madde içinde 3 önemli antioksidan etkili flavonoid var: Proantosiyanidin, resveratrol ve kuersetin. Bu maddelerin 3’ü de doğal birer sağlık destekçisidir. Ama sakın şarapdaki alkolün çok önemli bir sağlık tehdidi olduğunu da unutmayın. Ölçülü miktarlarda kalmaya özen gösterin.

PROANTOSİYANİDİN

Flavonoid grubundan değerlendirilen önemli besin unsurlarıdır. Eklemleriniz, damarlarınız ve kaslarınız için çok önemli destek dokuları olan bağ dokusunun iki kritik proteini olan kollajen elastini güçlendirirler. Günde 100 mg kadar küçük miktarlarının bile küçük damarların bütünlüğünü korumada yararlı olduğu belirlenmiştir. Kanın pıhtılaşmasına karşı doğal bir engel oluşturdukları da belirlenmiştir. Varis problemi olanların, göz damarlarına ilişkin sorunlar yaşayanların üzüm çekirdeği yağından daha çok yararlanmalarında fayda var.

RESVERATROL

Resveratrolün de başlıca kaynağı kırmızı şaraptır. Antioksidan etkili bir maddedir. LDL-zararlı kolesterolün (LDL-K) damarlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır. E ve C vitaminlerinden daha etkili bir antioksidan koruma sağlar. Kırmızı şaraptaki ve üzümdeki diğer antioksidanların (Kuersetin ve Epikoteşin) etkileri daha azdır.

Fransızların yüksek yağlı bir diyetle beslenmelerine karşın kalp hastalıklarına pek yakalanmamaları French Paradox (Fransız Paradoksu) olarak tanımlanır. Bazı araştırmacılar bu olumlu etkiyi Fransızların düzenli şarap tüketimi ile açıklamakta, etken maddelerin ise Resveratrol ve Proantosiyanidinler olduğunda ısrar etmekteler.

HER KADIN BU TESTLERİ YAPTIRMALI

4 Pab Smear: Rahim ağzı (serviks) kanserinin oluşumunu önlemenin en garantili yolu 30 yaşına kadar yılda bir kez mikroskopta incelenmek üzere örnek verilmesi, daha sonra, eğer HPV (Human Papilloma Virus) ve Pab testleri negatif çıkarsa her 3 yılda bir bu testlerin tekrarlanmasıdır.

4 Kolesterol paneli: 40 yaşın altındaki kadınların neredeyse yarısının kolesterolü yüksektir! Bu nedenle kolesterol testleri için 40’lı yaşların gelmesini beklemeyin. Bütün kadınlar 20 yaşından itibaren ve bundan sonra her beş yılda bir (eğer kolesterolünüz yüksekse daha sık) kolesterol paneli testi yaptırmalıdır. Panelde HDL ve LDL (iyi ve kötü) kolesterol değerlendirmeleri ve mümkünse trigliserit tayinleri yer almalıdır.

4 Kan basıncı ölçümü: Her ne kadar 30 yaş altındaki kadınların çoğunun kan basıncı normal sınırlarda (135/85) olsa da, her yıl en az 2 kere kan basıncınızı öğrenmenizde fayda var.

4 Tiroid stimüle edici hormon testi (TSH): Ortalama 10 kadından birinde hipotiroidizm (Troid bezi tembelliği) görülmektedir. Bu bilgi ürkütücüdür. Hipotiroidizm kadınlarda depresyon, kilo alımı ve tekrarlayan düşük yada kısırlık gibi sorunların gözden kaçmış sebeplerindendir. Bütün kadınlar 35 yaşına kadar yılda bir daha sonra beş yılda bir bu testi yaptırmalıdır. Aşırı yorgunluk, saç kaybı, kilo alımı gibi şikayetleriniz varsa ya da sürekli üşüyorsanız bu testleri daha önce yaptırmalısınız. TSH değerinin normalden yüksek bulunması tiroid bezi tembelliğine işaret eder. Türkiye’nin guatr hastalığının yaygın olduğu bir ülke olduğunu unutmayın.

4 Tam kan sayımı (CBC): 20’li yaşlarda yılda bir kere tam kan sayımı yaptırmanız, aneminin (kansızlık) erken teşhisi için güvenli bir yoldur. Bu yaş grubundaki kadın hastaların yüzde 5-10’u kansızdır ve bir çoğu bunun farkında bile değildir. Bu yaşlardan sonra beş yılda bir tam kan sayımı yaptırmanız gerekir.

NASIL YAŞIYORLAR?

Gazeteci GÜNERİ CİVAOĞLU

Yaş, boy ve kilo bilgisi vermek istemiyorum. Makarna yediğim de olur, pasta da, şarap votka içtiğim de... Normalde sosyal içicilik seviyesindeyim, ama bazen şarapta ideal olan 2 kadeh yerine 6 kadehi bulduğum oluyor. Günde 2 defa kahve içerim. Haftanın 5 günü, taze ve doğal ortamında yetişmiş (çiftlikte yetişmemiş) balık yiyorum, arada bir kırmızı et de yiyorum. Öğünlerim muntazamdır. Kahvaltı günün en dikkat ettiğim öğünüdür. Sabah 2 kuru kayısı, biraz kızarmış ekmek, bir kibrit kutusu beyaz peynir ve zeytin yerim. Öğle yemeğine doğru bir bardak süt içer, meyve yerim. Ancak öğle yemeğinde akşam üstüne doğru yediklerimde sapmalar başlıyor. Bazen sucuk ya da çikolata gibi kaçamaklar yapıyorum. Sigarayı 15 yıl önce bıraktım. Sadece Galatasaray’ın iyi oynadığı maçlarında içime çekmeden bir puro içiyorum. Vitamin takviyesi değil ama karaciğerim için birkaç bitkisel hap alıyorum. Uyku düzenim iyidir, başımı yastığa koyduğum gibi uyurum, ayrıca günde iki kez 20’şer dakika gazeteye gidip gelirken meditasyon yapıyorum. Her sabah 1,5 saat spor yaparım, yarım saat esneme ve yoga, 1 saat yürüme veya yüzme. Haftasonları sporum iki saati aşıyor. İşyerinde fazla oturmuyorum, oturmayı sevmediğim için yazı yazdığım zamanların dışında ayaktayımdır, gece bir yere çıkınca da oturmak yerine barda ayakta durmayı tercih ederim. Ailemde bildiğim kadarıyla ırsi bir rahatsızlık yok. Ben tansiyon ilacı kullanıyorum ama spor yaptığım için doktor onu da çok düşük dozda yazıyor.


PROF. MÜFTÜOĞLU’NUN YORUMU

Sevgili Güneri Civaoğlu’nun hayatın sadece sağlık kısmına değil kalite, mutluluk ve huzur bölümlerine de odaklandığını çok iyi biliyor ve gıpta ile izliyorum. Yaptığı küçük kaçamakların bazen kırmızı ışıkta geçmenin keyfini çıkartmaktan öte fazla bir zararının olmadığını düşünüyor ve bunları, yaşamının tatlı kaçamakları olarak değerlendiriyorum. Sigarayı bırakması en önemli yaşam biçimi değişimi kararı olmalı. Sadece Galatasaray’ın iyi oynamasına endeksli olan puro içiminin de pek önemi olmasa gerek! Özellikle son iki yılda Galatasaray’ın Güneri Bey’e puro içme keyfi yaşatacak başarılı bir futbol oynamadığı kanaatindeyim. Karaciğer için kullandığı bitkisel destek sillymarine içeriyor ve karaciğer hücreleri üzerinde alkokin, virüslerin veya yağlanmanın oluşturacağı zararlı etkileri önlemede çok etkin. Uyku ve egzersiz dengesi de mükemmel. Yoga ve meditasyon alışkanlığı alkışlanacak düzeyde. İyi bir genetik mirasa sahip olduğu ve bu mirası oldukça iyi değerlendirdiği anlaşılıyor. Sağlık kontrollerini düzenli yaptırdığını ve ilaçları konusunda son derece dikkatli olduğunu da biliyorum. Güneri Bey hayata dokunan değil, sımsıkı sarılan bir kişilik! Ve kanaatimce sağlığınızın en iyi sigortalarından biri de bu. Sayın Civaoğlu’na sağlık, mutluluk ve dinginlik dolu ve olabildiğince uzun bir yaşam yolculuğu diliyorum.