25 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
18.02.2004

17 yaşında planladı 35'inde emekli oldu dünya turuna çıkıyor

Ceren SÖZERİ

Kasım ayının ilk Hürriyet Seyahat'ini dikkatli okuyanlar, karavanla dünya turuna çıkacak bir gezginin yol arkadaşı aradığı haberini hatırlayacaklardır. Söz konusu gezgin Gencay Pehlivan, henüz kendisine uygun bir yol arkadaşı bulamadı ama yine de şubat sonunda yola çıkmaya kararlı.
Belirlediği rotaya göre Pehlivan Hatay'dan Suriye'ye geçecek ve kıyı şeridini takip ederek güvenlik gerekçesiyle Nijer, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti hariç tüm Afrika'yı gezecek. Sonra iki-üç haftalığına Türkiye'ye dönecek. Çünkü ‘‘Dünya turu yapmak var olan yaşantınızdan tümüyle kopmanızı gerektirmez’’ diye düşünüyor. Gezginin ya da kendi tanımlamasıyla ‘‘Gezcin’’in dünya turunun ikinci aşamasında Avrupa var. İspanya'dan başlayacağı karavan yolculuğu, Avrupa'dan St. Petersburg'a uzanacak ve Gürcistan üzerinden yeniden Türkiye'ye ulaşacak. Sonraki aşamalar ise İran'dan başlayacak Asya yolculuğu ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika turları. Son durağı ise Kuzey Amerika olacak. Gencay Pehlivan bugüne dek yaptığı birikimlerle dünya turuna hazır. Ancak sponsorluklara da kapalı değil.

Gencay Pehlivan, 17 yaşında hayatını planlarken ‘‘35 yaşıma geldiğimde emekli olup dünyayı dolaşacağım’’ demiş. Bugün 35 yaşında, işini kardeşine bıraktı, tüm hazırlıkları tamam ve bu ayın sonunda yola çıkıyor. Dünya turu için çok önceden hazırlık yapmaya başlamış olsa da gezmek aslında onun yaşam biçimi. ‘‘Gitmek’’ bütün fiiller içindeki en güzel fiil ve yemek içmek kadar gerekli onun için.

İlk kez lise yıllarında bir Alman arkadaşıyla birlikte Çeşme'den Mersin Erdemli'ye bisikletle gitmiş. Dönüşte parası kalmadığı için bisikletini satıp otobüse binmiş. Türkiye'nin hemen her yanını gezmiş, on yabancı ülkeye gitmiş.

Gencay Pehlivan aslında dünya turunu tek başına yapmak istemiyor. Bu işe çok istekli, sağlıklı, turun gerektirdiği maddi güce sahip, ehliyeti olan ve sigara içmeyen bir yol arkadaşı arıyor. Bu çağrısını duyurduğu mail Hürriyet Seyahat'te yayımlandıktan sonra yüzlerce mail aldığını ama cevapların hiçbirinin istediği gibi olmadığını söylüyor. ‘‘Bazıları kurayla yanımda birini götürüyorum gibi algıladı, bazılarının sağlık problemleri vardı. Sonuçta kimseyi bulamadım ama benim yolculuğum buna bağlı değil ben ne olursa olsun bu yolculuğa çıkacağım’’ diyor. Ayrıca, haberimiz sayesinde arkadaş bulamasa da yolculuğuyla ilgili yeni bilgiler edindiğini eklemeden geçemiyor.

AFRİKA'YA KARAVANLA GİTMEKTEN VAZGEÇTİM

Daha önce dünya turu yapan ve yaşadıklarını bizimle paylaşan Gülin Aköz kendisine ulaşıp Afrika'nın çoğu yerinde yol olmadığını, karavanla seyahatin çok zor olduğunu anlatmış. Aköz'ün izlettiği kasetleri ve anlattıklarını dikkate alan Pehlivan, turun ilk aşaması olan Afrika'ya karavansız gitmeye karar vermiş.

Kendi hesabına göre tüm tur için 30-35 bin euro harcaması gerekiyor, ‘‘Bu rakam dünya turu için birkaç yüz bin dolar gerektiğini düşünenleri çok şaşırtıyor’’ diyor. Normal şartlarda turu 2,5 yılda tamamlayacağını düşünüyor.

Afrika yolculuğuna son derece az eşya götürmeyi planlıyor. Yanına laptop, fotoğraf makinesi, bir ayakkabı, bir sandalet, şort, tişört ve yazlık uyku tulumu alacak. Ciple giderse aracın üzerine çadır kuracak ama yine de tedbiri elden bırakmayıp Afrika'daki tüm rezervasyonlarını yaptırmış. Karavanını konserveyle doldurmayacağını yerel yemekleri deneyeceğini söyleyen Pehlivan, gittiği yerlerde kentin gerçek sahipleriyle bir arada olmayı, ana sokaklardan ayrılıp ara sokakları keşfetmeyi seviyor.

ONUN GEZME ANLAYIŞI BU

Gencay Pehlivan, anlattığı şu anısıyla gezme anlayışını ortaya koyuyor:

‘‘İstanbul'dan gezmek üzere otobüsle Trabzon'a gidiyordum. Sinop'a geldiğimizde burayı çok beğenerek otobüsten indim. Sinop'ta iki gün kaldım. Ardından tekrar Trabzon'a bilet aldım ama Ordu'da yine otobüsten indim. Dört gün Ordu'da kaldıktan sonra yeniden Trabzon'a bilet aldım ama Görele'de mola verdiğimizde gördüğüm güzelliklere dayanamadım ve yeniden otobüsten indim. Bir gece sahile yakın adacıklardan birinde kaldım. Ardından Trabzon'a ulaşabildim. Trabzon'un merkezi bence özelliğini yitirmişti. Ben zaten doğayı, bozulmamış yerleri arıyordum. Maçka'dan Sümela'ya kadar 25 kilometrelik yolu yürüdüm. Yol kenarında dere akıyordu çok güzel bir yolculuktu.’’