|
||
| Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi | ||
Rölyef |
||
| Yaşar SÖKMENSÜER |
||
| BOYANAN heykellerin ardından rölyef meselesi oturdu Ankara’nın gündemine. | ||
| “Mesele”nin seyrine bir bakalım: Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Başkan Melih Gökçek’ten bakanlığın yanındaki çarşının kaldırılmasını rica etti. Başkan Gökçek de Bakanlığın önünün makama ve Ankara’ya yakışır bir görünüme kavuşması için harekete geçti, çarşıyı kaldırdı. Heykeltraş Metin Yurdanur da o mekan için bir rölyef tasarladı. Bakan Günay rölyefin anlamını/mesajını şöyle özetledi: “Türkiye’nin dünyaya verdiği en büyük mesaj barıştır. Rölyef de kanat çırpan iki güvercinle, ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ mesajı ile başlıyor.” * * * Rölyef açılışının, örtülü başka bir barış mesajı da var. Açılış, geçmişte çatışan Günay ve Gökçek arasındaki buzları da eritti. Hem çarşının kaldırılması, hem de 29 Ekim kutlamaları bağlamında işbirliği içine girdiler. Ve barışa özlemin en koyu günlerinde, “barış mesajı” verdiler. * * * Buraya kadar var mı bir mesele? Rölyefte koparılan fırtına ise, o mahut soruyla başladı: “Neden Anıtkabir yok?” Ardından da haberler, manşetler geldi; “Bakanın rölyefinde Anıtkabir yok!” Şimdi, sakince şu soruyu soralım: “Niye olsun?” Anıtkabir zaten Başkent’te, gerçek varlığıyla yaşıyor. Rölyefin mesajı da, yaşayan, bugün de tüm yurtta yaşatılmak istenen bir barış bildirisi: “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”... İlle bir kulp bulmak, şart mıdır? Son bir soru. Ulus’ta boyanan heykeller, Atatürk Anıtı olmasaydı... Acaba aynı tepkiyi, aynı kuvvette ve hep birlikte gösterir miydik? Sanata, tarihe, kültüre saygının denklemi, bu soruda gizli belki de... |