22 Kasım 2009
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi

Ve Başbakan da Telekulakzede

Sedat ERGİN

ARTIK o da bir telekulak mağduru. Kim mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan...
Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs’ta 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumdan hemen sonra dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile yaptığı görüşmenin yasadışı yollardan elde edilen kaydının ortaya çıkması, Türkiye’de bitmek tükenmek bilmeyen telefon dinleme rezaletlerinin ulaştığı en son noktayı gösteriyor. 

Bu görüşmenin yazılı dökümü, İşçi Partisi’nin yayın organı Aydınlık dergisinin geçen pazar günü piyasaya çıkan son sayısında tam metin yer aldı. Ayrıca, aynı çizgideki Ulusal Kanal, telefon konuşmasının ses kaydını da yayımladı. İsteyenler internetten girip konuşmayı dinleyebilirler. Bu, parazitsiz pırıl pırıl bir ses kaydı. Kullanılan teknoloji, belli ki en mükemmeli...

Ve Ergenekon savcıları hemen harekete geçtiler. İstanbul polisi, bu haberin yayımlanmasının hemen ertesi günü (pazartesi) sabah erken saatlerde Ergenekon savcılarının talimatı üzerine Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın Beyoğlu’nda aynı binada bulunan merkezlerine ve bu yayın organlarının yöneticilerinin evlerine yıldırım baskın düzenledi ve gazetecilere ait muhtelif belge ve disketlere el koydu.
DİNLEMEYE TAKILAN BAKAN VE GAZETECİLER
Bu noktada, yasadışı yollardan elde edilen bir konuşmanın yayımlanmasını onaylamamakla birlikte, bir gazete ve TV bürosuna baskın düzenlenip gazetecilerin arşivlerine el konulmasını basın özgürlüğü bağlamında kuşkusuz eleştirmek durumundayız. Ayrıca, bir çelişkiyi hatırlatmaktan da kendimizi alıkoyamıyoruz. Başbakan dışındaki şahısların yasadışı dinleme kayıtları başka gazetelerde yayımlandığında hareketsiz kalan yargı makamlarının, dinleme Başbakan’a uzanınca hemen adli takibata geçip baskın düzenlemelerinde kuşkusuz düşündürücü bir boyut var. Milliyet muhabiri Tolga Şardan’ın haberinden öğreniyoruz ki, bu aramalarda ele geçirilen yalnızca Başbakan Erdoğan’ın telefon konuşmaları değil. Aralarında Cemil Çiçek ve Ali Babacan’ın da bulunduğu çok sayıda AKP’li bakan, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Washington’daki CSIS adlı saygın araştırma kuruluşunun Türkiye Direktörü Bülent Alirıza ile  Murat Yetkin ve Hakan Aygün gibi gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda şahsın telefon konuşmaları da bu aramalarda bulunmuş. 

Belli ki, Erdoğan ve Talat birileri tarafından dinlemeye alınmış ve onları arayan herkes de dinlemeye takılmış. Erdoğan’ın toplam 6 konuşması tespit edilmiş. Tolga Şardan, polisin, dinlemeyi eski Jandarma İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Levent Ersöz’ün  yaptığı ihtimali üzerinde durduğunu bildiriyor.
SAVCI KONUŞMAYI DAVA DOSYASINA KOYACAK MI?
Bilindiği gibi, Ergenekon davası sanıklarından olan Ersöz’ün evinde yapılan aramada Adalet Bakanı olduğu dönemde Cemil Çiçek’in Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ile özel bir telefon konuşmasının kaydı da ele geçirilmişti. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, bu konuşmanın deşifre metnini ikinci Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerine dahil edip, kamuoyuna yansımasında bir sakınca görmemişti.

Bu durumda karşımıza çıkan son derece meşru soru şudur: Başka hükümet üyelerinin  yasadışı yollardan kaydedilmiş telefon konuşmalarını  dava dosyasına koyan Savcı Öz, Başbakan Erdoğan’a ait  kayıtlarda da aynı yolu izleyip, bunları da kamuoyu ile paylaşacak mıdır? 

Sorular artırılabilir. Keza Ergenekon sanıklarının benzer şekilde elde edilmiş konuşmaları ya da ortam dinleme kayıtları söz konusu olunca  bunları çarşaf çarşaf yayımlamakta tereddüt geçirmeyen basın organları, Başbakan’ın konuşma metni karşısında aynı iştiyakı sergileyecek midir?
BAŞBAKAN ARTIK HAREKETE GEÇMELİ
Şimdi gelin bu gibi soruların hepsini  bir tarafa atalım. Yasadışı yollardan telefon dinlemek, benzer şekilde ortam dinlemesi yapmak anayasaya, yasalara, hukuk devletinin asgari gereklerine ters düşen bir eylemdir. Daha ileri gidiyorum, alçaklıktır... Bu çerçevede basınının da hukuk dışı yollardan elde edilmiş bu gibi kayıtların kamuoyuna yansıtılmaması konusunda artık bir centilmenlik ölçüsünü benimsemesi gerekiyor.

Ayrıca, bu kez Başbakan’ın bizzat kendisinin mağdur duruma düşmüş olması da, kendisine bu soruna artık neden el atması gerektiğini de göz açıcı bir şekilde göstermiş olmalıdır.  Başbakan Erdoğan, muhtemelen çok rahatsız olmuştur. Rahatsız olmakta da yerden göğe haklıdır.

Ama bizim de kendisine galiba şunu söyleme hakkımız doğmuş bulunuyor: Lütfen size yapılmasından rahatsız olduğunuz şeylerin başkalarına yapılmasına da seyirci kalmayın Sayın Başbakan ve artık lütfen harekete geçin...