23 Kasım 2009
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi

Reha Muhtar şifresi

Onur BAŞTÜRK

Deniz Uğur’un kaleme aldığı “Gazeteci”
kitabından yola çıkarak pek yakında “Reha Muhtar’ın Sırrı” ya da “Reha Muhtar şifresi” diye bir film yapılabilir.
Çünkü Muhtar’a ithafen (ya da ima ederek diyelim), onu göklere çıkaran öyle “karakutu” şeyler yazmış ki Deniz Uğur kitabında...
ınsan haliyle merak ediyor: Peki ama nedir Muhtar’ın sırrı diye?
Elbette, “bu bir romandır, yazdığım şeyler de kurgudur” diyebilir Deniz Uğur. Çünkü isim vermemiş.
Ama “bir televizyoncuyla gazetecinin aşkı” diye lanse edilen kitabın hayli otobiyografik olduğunun söylenmesi ve çok satsın diye bu yönünün özellikle öne çıkarıldığı aşikar.
O zaman pekala bizim de fantezilenme hakkımız var, öyle
değil mi?
ışte kitabın, olası bir “Reha Muhtar’ın Sırrı” filminde açıklanmasını beklediğim o inanılmaz övgü overdose bölümü:
“Bir insan beni birkaç hafta içinde depresyon kıvamından çıkarıp ‘Acaba ne zaman sevişmeyi düşünüyor?’ kıvamına getirmişse ve bunu hilesiz hurdasız, sadece özgüveniyle yapmışsa o adamdan korkulur.
Ne ısrar ne iltifat ne kendini övme numaraları... Hiçbir şey yapmadı. Hiçbir şey! Bu adam tehlikeli insandır. Bu adam, insanın kanına girer, bir daha da çıkmaz.
17 yıl önce ayrıldığı Yunanlı sevgilisi, ayrı kalmalarına bugün bile ‘trajedi’ demektedir.
Bu adam çocukluğundan beri beni dipten sallayan ruhsal, fiziksel, sosyal tüm kavramların insan kılığına girmiş halidir. Bilinçaltımın ezelden beri aradığı şeydir. Onun, bir kadını etkilemek için en güzel ses tonuyla konuşmaya, havalı yürümeye ihtiyacı yoktur.”
Açıkçası birisi bana bu kadar güzelleme yapsa korkar, kaçardım.
Reha Muhtar ne hissediyor acaba?
O zaman devam filminin adı da belli: “Reha Muhtar-Misyondan Kaçış”
Kitaptan medyaya düşen/düşürülen bazı cümlelerde ne söylenilmek istendiğini ise hiç anlamadım. Salaklığıma verin. Mesela: “Gazeteciyi çapkın kurt, genç kadını da sığınacak liman arayan mağdur ilan etmeleri çok muhtemeldi. Oysa onların ikisi de burjuva ailelerin tek çocuklarıydı.”
Burjuva ailelerin çocukları bu tanımlamaları hak etmez, hayatlarında asla böyle olmazlar mı deniliyor?
ışte, emin değilim. Nasıl bir bağ, nasıl bir bilinçaltı?
Ama kitaptaki şu cümle birçok gazetecinin hoşuna gidecek, eminim:
“... Fakat gazetecilerin gözünde x ışınları olur, onlar tüm detayları fark eder, hiçbir şeyi atlamazlar.”
Vayyy! Evet, aynen öyleyiz. Süpermen gibiyiz. Birer detay küpüyüz. “Gazeteci”den medyaya sızdırılan cümleler bunlar.
Hayalimdeki son fantezi karesi şu: Uğur, gece yatmadan önce bir yarım saat “Gazeteci”nin en hoş bölümlerini Muhtar’a okuyor.
Masal gibi. Rahatlatıcı, Xanax etkisi.
Ve Muhtar da yavaş yavaş uykuya dalıyor...
Hülya Avşar ıstanbul dışına çık!
Hello! dergisinin son sayısına çok güzel pozlar vermiş Hülya Avşar.
Hepsine uzun uzun bakmadan geçemiyorsunuz gerçekten.
Ayaklarının göründüğü poz hariç, ben olsam o kareyi asla koydurmazdım. Olmamış çünkü, daha fazla yazıp çizdirmeyin...
Pozlar bir yana, Hülya Avşar röportajında “Hayat benim için asıl şimdi başlıyor” deyip 2010 planları arasında bir tane sinema filmi yapmak olduğunu belirtmiş.
Ama tekliflerin hepsini reddediyormuş.
Çünkü ıstanbul dışında çekim yapamıyormuş, düzenini bozmak istemiyormuş, çünkü mutsuz oluyormuş.
Okuduktan sonra asıl ben mutsuz oldum. Böyle bir oyunculuk mantığı olabilir mi?
Dünyaca ünlü oyuncular film çekimleri için ülke dışına bile çıkıyorlar, en tehlikesi bol ülkeye bile gidiyorlar, bırak şehir değiştirmeyi...
Tamam, Avşar’ın bu kuralı epeyden beri bilinir.
Ama artık bu kuralı değiştirmesi, esnetmesi gerek.
Avşar’dan en kısa zamanda ıstanbul dışında çekilen ve çekimleri sırasında mutsuz olduğu bir film bekliyoruz.