23 Kasım 2009
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi

Güven için kotaların 2 katına çıkması şart



IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında konuşan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, krize karşı hareket etmekte geç kalınması halinde yakalanan ivmenin kaybedilebileceği uyarısında bulunurken, uluslararası finansal sistemin istikrarına olan güvenin sağlanabilmesi için IMF kotalarının en kısa zamanda en az iki katına çıkarılmasının şart olduğunu vurguladı.
IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları kapsamında alınacak “İstanbul Kararları”nın, küresel ekonomik ve finansal mimariyi yeniden yapılandırma çalışmalarına önemli katkıları olacağını dile getiren Babacan, uluslararası finans kuruluşlarının bu dönemdeki rolüne de vurgu yaptı. IMF’nin borçlanma yoluyla ülkelere temin ettiği ek kaynak tutarının toplam 500 milyar doları aştığını hatırlatan Babacan, ancak bu kaynağın mevcut IMF kotalarının ciddi oranda artırılmasına engel olduğunu söyledi.
Güçlü reform iradesi
Bu kuruluşların temsil gücü ne kadar artarsa uygulamaların ve alınacak kararların dünya genelinde meşruiyeti kadar güçlü olacağını kaydeden Babacan, sözlerini şöyle tamamladı: “IMF yönetim reformunun en önemli unsurlarının başında kota dağılımının daha adil hale getirilmesi yer almaktadır. Bu konuda uluslararası para ve finans komitesinin bildirgesinde yer alan IMF’de düşük temsil edilen dinamik ve yükselen piyasa ekonomilerinin, temsil adaletsizliğinin giderilmesi önerisinin süratle hayata geçirilmesine destek olmamız gerektiğine inanıyorum. Uzunca bir süredir uluslararası alandaki reform iradesinin ilk kez bu kadar güçlü tanık oluyoruz. Gerçekten çok önemli bir fırsattır. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli ve sadece ekonomik ve finansal mimariye ilişkin sorunlarımızın değil iklim değişikliği, yoksullukla mücadele ve küresel sorunların çözümünde de gereken kararlılığı ve fedakarlığı hep beraber göstermeliyiz. Dünya ekonomisinde de bundan sonra benzer sorunlarla karşılaşılmaması ve sürdürülebilir dengeli bir büyümenin yakalanması bizlerin bu konularda göstereceği tutuma bağlı olacaktır.”