23 Kasım 2009
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi

"İstanbul'u finans merkezi yapacağız"



Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Stratejisi ve Eylem Planına göre vizyonlarının, İstanbul'u öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel bir finans merkezi konumuna getirmek olduğunu söyledi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları çerçevesinde, İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Stratejisi ve Eylem Planı konusunda bilgi verdi.
İstanbul'un bölgesel ve uluslararası bir finans merkezi olması projesine önem verdiklerini belirten Babacan, “Hükümet olarak bizim, uzun dönemli gelişme stratejimizin amaçları arasında, bilgi toplumuna dönüşümün sağlanarak ülkemizin dünya hasılasından daha yüksek oranda pay alması, bölgesel ve küresel düzeylerde etkinliğinin artırılması olarak vardır” şeklinde konuştu.
Gelişme stratejisi çerçevesinde güçlü bir ekonomiye sahip olmanın son derece önemli olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin gayri safi yurt içi hasılasının 2023 yılında 2 trilyon dolar, 2050 yılında ise 21 trilyon doların üzerine çıkacağının öngörüldüğünü, bu tahminlerin Türkiye'nin bundan otuz, kırk sene sonra dünyanın en büyük ekonomileri arasındaki yerini alacağına işaret ettiğini kaydetti.
Orta ve uzun dönemde Türkiye ekonomisinin, dünya ekonomisi içerisinde nasıl bir konuma sahip olacağını belirleyecek olan temel faktörün, hiç şüphesiz ekonomideki rekabet gücü olacağını vurgulayan babacan, bu bağlamda, ekonominin yüksek teknolojik kabiliyete ve nitelikli işgücüne sahip, değişen şartlara hızla uyum sağlayan, ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet gücü olan, istikrarlı ve verimlilik düzeyi yüksek bir yapıya kavuşturulmasının temel amaçları olduğunu ifade etti.
Bu amaçları gerçekleştirme yönünde en önemli katkılardan birini, katma değeri yüksek hizmet üretme kabiliyeti olan finans sektörünün sağlayacağını düşündüklerini kaydeden Babacan, finans sektörünün aynı zamanda, istihdam alanları oluşturma ve hizmet ihracı yoluyla Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayacak önemli sektörlerden biri olduğunu anlattı.
Türkiye'de finans sektörü ile alakalı olarak çok köklü reformlar gerçekleştirdiklerini, yasal çerçeveyi güçlendirdiklerini, denetim ve gözetim uygulamalarını çok iyi bir noktaya getirdiklerini anlatan Babacan, 2005, 2006 yıllarında yapılan stres testlerinin sonuçlarının gereğini tavizsiz uyguladıklarını bildirdi.
2006 yılında finans sektörü ile ilgili uygulamalarda dünyaca takdir edilen bir noktaya geldiklerini belirten Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte o andan itibaren İstanbul'un önce bölgesel çapta, sonra küresel ölçekte bir finans merkezi olması gerektiğini dillendirmeye başladık. Gerçekçi, güçlü bir vizyon oluşturduk.
Bu tespitten hareketle, Dokuzuncu Kalkınma Planında İstanbul'u uluslararası bir finans merkezi haline getirme yönündeki politikamızı ortaya koymuştuk. Daha sonra ise 2009-2011 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program çerçevesinde bu politikamızı gerçekleştirme yönünde bir adım daha atmış olduk.
Türkiye Bankalar Birliği, İstanbul'un uluslararası finans merkezi olma potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu dönüşümü sağlayacak yol haritasının hazırlanması için kapsamlı bir rapor hazırlatmıştır. Bu raporda, İstanbul'un ve Türkiye'nin uluslararası bir finans merkezi olması için gerekli yerel ve bölgesel potansiyele ve de gizli kalmış, kalifiye bir işgücü yapısına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu hedefe ulaşılabilmesi için güçlü bir liderlik ve siyasi kararlılığın sergilenmesi ve önemli miktarda kaynağın bu proje için ayrılması gerektiği de belirtilmiştir.
Raporda, uluslararası finans merkezi olmak için gereken faktörler arasında yer alan, düşük iş yapma maliyeti, nitelikli işgücü havuzu, yerel, bölgesel ekonomik büyüme potansiyeli ve çekici yaşam stili gibi konularda İstanbul'un rakiplerine görece üstün konumda olduğu belirtilmiştir.
Diğer taraftan, imaj, yasal ve mali ortam, politik ve ekonomik istikrar, düzenleyici çerçeve, altyapı ve iş yapma kolaylığı konularında ise İstanbul'un gelişme kaydetmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu raporla ilgili bir anektodu da burada kısaca anlatmak isterim. Bankalar Birliğinden bu raporla ilgili bir çalışma istediğimizde dedim ki, 'eğer raporu 2007 yazında meclis tatile girmeden tamamlarsanız biz gerekli yasal düzenlemeleri yaparız. Böylece 22 Temmuz seçimlerinden önce yasal altyapı tamamlanmış olur.' Ancak hayli kapsamlı olan raporun tamamlanması daha uzun vakit aldı.”
İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesine ilişkin strateji dokümanının oluşturulması koordinasyon görevinin Devlet Planlama Teşkilatına (DPT) verildiğini hatırlatan Bakan Babacan, Teşkilatın, geçtiğimiz yılın Kasım ayında çalışmalarına başladığını, bu planın uygulanabilir olması ve ilgili taraflarca sahiplenilmesi açısından katılımcı bir çerçevede çalışmaların yapılmasının benimsendiğini belirtti.

İSTANBUL'U CAZİP KILACAK UNSURLAR

İstanbul'u uluslararası finans merkezi haline getirmek için öne çıkan hususları sırasıyla, “uluslararası standartlarda işleyen bir hukuk altyapısının oluşturulması”, “çeşitlendirilmiş finansal ürünlerin sunulması”, “fiziki ve iletişim altyapı sorunlarının çözülmesi”, “vergi sisteminin basitleştirilmesi ve etkinleştirilmesi”, “düzenleyici ve denetleyici çerçevenin uluslararası standartlarla tam uyumlu olacak ve güçlü bir koordinasyonu mümkün kılacak şekilde geliştirilmesi”, “nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılayacak bir eğitim altyapısının sağlanması”, “dünya ölçeğinde tanıtım ve izleme yapacak bir organizasyon yapısının oluşturulması” olarak sıralayan Babacan, bu hususlarda strateji belirlemek amacıyla dokuz adet çalışma grubunun kurulduğunu anlattı.
İFM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

İFM Stratejisi ve Eylem Planına göre vizyonlarının, “İstanbul'un öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel bir finans merkezi olması” olarak ifadelendiren Babacan, bu hedefe ulaşabilmek için hukuk, finansal ürün ve hizmet çeşitliliği, vergilendirme, düzenleyici ve denetleyici çerçeve, altyapı, teknoloji, organizasyon, insan kaynakları ve tanıtım, imaj konularının ön plana çıktığını vurguladı.