|
||
| Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi | ||
Türkiye Cumhuriyeti’ni kim koruyup kollayacak |
||
| Yalçın BAYER |
||
| BİR bağımsız milletvekili ve bazı aydınlar, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup cezalandırılmasını talep ettiler. | ||
| Suç duyurusunda, Genelkurmay Başkanı’nın bölgede yaptığı son gezideki bazı demeçlerinin siyasi nitelik taşıdığını ve Askeri Ceza Kanunu’nun ilgili maddesinin ihlalden bahisle suç teşkil ettiğini iddia ediliyor. Şimdi buna karşı bir hukukçu-siyasetçinin yorumunu dinleyelim: “Genelkurmay Başkanı bölgeye yaptığı ziyaretlerde, basın mensuplarına gelişmeler ile ilgili olarak beyanda bulunuyor, bölgede uzun zamandan beri, terminolojik olarak, ‘düşük yoğunluklu çatışma’ koşulları sürüyor, hükümet çatışma şartlarının ortadan kalkması için yeni çözümler arıyor, Kürt yurttaşları her türlü tehdidin ipoteğinden kurtarılmak zorunda, herkesin katkısı aranıyor, çözüm adına fikir beyan etmeyen kimse kalmadı. ‘İmralı’ konuşuyor, ‘Kandil’ konuşuyor, ‘Kuzey Irak’ konuşuyor. En son Hülya Avşar, ‘Dağa ne vereceksiniz de, dağdakiler açılıma katılacak’ mealinde beyanda bulundu. Genelkurmay Başkanı, bölgenin genel sosyoekonomik sorunları ile ilgili konuştuğu için siyaset yapmış zannediliyor. Silahlı Kuvvetler, güvenlik güçleri ile birlikte, sıcak çatışmanın tarafı ve sadece güvenlik tedbirlerinin yeterli olmadığı, mevcut düzenin sosyal, ekonomik ve demokratik düzenlemeler ile yapısal dönüşümünün gerektiği fikrine katılıyor ve katkı yapmaya çalışıyor.Bölgenin kırsalında ve sınır ötesinde binlerce silahlı terörist her an güvenlik güçlerine saldırı düzenleme potansiyeli taşıyor. GENELKURMAY BAŞKANI NE DESEYDİ Genelkurmay Başkanı’nın bölgedeki koşulları değerlendirirken, ”Son terörist ortadan kaldırılıncaya kadar mücadele devam edecektir” demesinin siyaset yapmakla ne ilgisi var, ama görevini yapmakla ilgisi ortada... Suç duyurusunda bulunanlara göre acaba “Biz terörist saldırılar ile mücadele etmek istemiyoruz, hükümet bizi zorluyor” demesi mi demokrasiye uygun düşerdi? Genelkurmay Başkanı’nın, 1930 tarihli Askeri Ceza Kanunu’na göre siyaset yaptığı iddiasında bulunurken, 1961 tarihli Askeri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini de nazara almak gerekiyor, (aynı mahiyette iki kanun maddesi arasında yorum sorunu çıkarsa sonraki tarihli kanunun önceliği zorunluluğu) madde, Umumi Vazifeler başlığı altında Silahlı Kuvvetlere; “Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumak” görevini yüklüyor. İktidar tarafından, Cumhuriyet tarihinin en büyük dönüşüm projesi olarak ortaya konmaya çalışılan bu açılımda, Genelkurmay Başkanı’nın bir demecini suç duyurusu konusu yapmak, mevcut mevzuat ve ülke gündeminin gerçekleri karşısında marjinal olma konusunda bile yeterli olamıyor. Ne yazık ki Kevin Costner kadar bile hakiki görünmüyor!..” IMF ve Dünya Bankası ‘geri gidin’ mektubu * “Biz, bu ülke halkı, dünya halklarının kardeşliği temelinde size şunu söylüyoruz: Dün olduğu gibi küresel ekonomiyi temsil edip yöneteceğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Aldığınız her kararın küresel düzeyde sonucu iktisadi, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekolojik krizin derinleşmesi olacaktır. Bu bilinçle size tekrar “Bizden aldıklarınızı geri verin ve geldiğiniz yere geri gidin” diyoruz.” (DİSK: Süleyman Çelebi, KESK: Sami Evren (KESK), TMMOB: Mehmet Soğancı, TTB: Gençay Gürsoy) * AÇIKLAMA- Büyükşehir’den dünkü ‘İSBAK Denetlenemez mi?’ yazısına gönderilen açıklamada “İSBAK AŞ’nin tüm alımları ilgili kanun hükümlerine göre kurulan satınalma komisyonu tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle yazıda adı geçen şahsa ait şirketin İSBAK ile ihalesiz ve doğrudan iş almakta olduğu iddiası asılsızdır. Zira İSBAK’ın yapmış olduğu alımlar incelendiğinde, yazıda adı geçen şahsa (Yusuf Balcı) ait yaptırdığı işin benzeri işlerini farklı zamanlarda farklı yüklenicilerin de kazandığı görülmektedir” deniliyor. Büyükşehir’e bağlı şirketlerde ihalelerin nasıl yapıldığını ve kimlere verildiğini, daha sonra da bunların hangi yandaşlara verildiğini anlatacağız. Emeklilere sürpriz ‘doktor’ kesintisi BURSA’dan M.M.’den bir telefon... “Emeklilerden yeni kesinti yapılıyor, acaba farkındalar mı?” diyor. SGK, geçmiş doktorluk hizmetlerinin bedelini tahsil etmeye başlamış. Yani 2008 yılı ekimi ile 2009 şubat ayları arasında doktora giden emeklilerin muayene ücretleri varsa, bu maaşlarından kesiliyor. İktidarın sağlık politikası değişik uygulamalar sonucu şaşkınlık yaratıyor. Anlaşılıyor ki, “Emeklilerin maaşını düşür” diyen IMF’nin isteklerini bir yerde yerine getiriyorlar. Doktor ücretleri önce bedavaydı, sonra 1 liraya çıkarıldı, sonra bu 2 liraya yükseldi. Önce hastaneler alıyordu, SSK sistemi değiştikten sonra eczanelere yüklediler bu tahsilatı... Emeklinin son muayene ücreti 4 lira... Bir emekli ayda doktora 5 kez gittiyse 20 lirası kesiliyor. Hani bu paralar alınmayacaktı? Demek kaynak yetersizliğinden SGK, emeklilerden kesmeye başladığı bu doktor ücretine bile muhtaç hale gelmiş. Bu kesintiler son 1-1.5 aydır yapılmaya başlanmış. Emekliler, bu aybaşında ellerine daha az para geçtiğini görecekler, deniliyor. Bunlar geriye dönük kesintiler; peki niye 10 ay sonra bu kesinti! Cevabı yok. 2009 Şubat’ından sonra hastaneye giden varsa, onlarınki ne zaman kesilir, belli değil henüz... IMF’nin tavrına bağlı sağlık hizmetleri. MP satıcılığının cazibesi kalmadı İSTANBUL’da Milli Piyango bayilerinden SGK ne kesinti yapıyor. Bir bayi sordu. Piyango Bayileri Esnaf Odası’ndan şu bilgiyi aldık: “Emekli piyango satıcılarından ‘sosyal güvenlik destekleme primi’ kesiliyor; eskiden olduğu gibi... Yeni bayiliğe başlayanlar bunu bilmiyor olabilir. Emekli bir vatandaş bayilik yapıyorsa, maaşının %12’si kesiliyor. Esas sıkıntı şu; krizden ötürü milli piyango satışları düştü; İddaa gibi makineli diğer şans oyunları sahasının artması da bu düşüşe neden oldu. MP biletlerinin yılbaşı çekilişinden başka bir cazibesi kalmadı. SGK, emeklilerden ‘destekleme primi’ almaya başlayınca yakınmalar oldu. Bazıları, bu kadar para kesilecekse, ben bu işi bırakıyorum, diyor. Mesele bu.” |