|
||
| Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi | ||
Küresel ısınma acaba bizimkileri de mi etkiledi |
||
| Ünsal Turan |
||
| Geçtiğimiz haftalarda, İstanbul’da büyük sel felaketleri yaşandı. Bunun küresel ısınmayla bağlantısı mutlaka vardır. Ancak benim şaşırdığım, küresel ısınmanın bizim siyasetçilerin de başına vurmuş olması. Öyle düşünüyorum çünkü, başlarına güneş geçmiş gibi, sel felaketinden mağdur olan insanlara bir an önce yardım etmek yerine birbirlerini yediler. | ||
| Ben o hafta Grönlanddaydım. Amacım küresel ısınmanın etkilerini yerinde görmekti. Ama, küresel ısınmanın neticesini görmek için hiç de o kadar uzaklara, kuzey kutbuna gitmeye gerek yokmuş. Televizyonda selin mağdur ettiği insanları, alıp götürdüğü canlıları, açtığı maddi zararı gördükçe içim parçalandı. Çok üzüldüm. Sel felaketinin acılarını ben bile ekran başında izlerken, sözde zor durumda vatandaşın acısını paylaşan, sözde onlara yardım eli uzatmaya çalışan siyasetçiler birbirlerine girdiler. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal, AK Parti ve CHP İstanbul il başkanları ile milletvekillerinin söz dalaşlarını büyük nefret ve esefle izledim. Halkın seçtiği liderler, mağdur halka bir an önce yardım eli uzatmak, el ele vererek yaraları bir an önce sarmak yerine birbirlerine çamur atmaktan öteye gidemediler. Oysa benim yaşadığım ülkede, Danimarka’da da sel felaketleri yaşanıyor. İki yıl önce Kopenhag ve çevresinde bir çok ev ve iş yeri sular altında kaldı. Yollar kapandı, hayat felç oldu. Ama siyasetçiler ne yaptılar biliyor musunuz. Muhalefeti iktidarı, sağcısı solcusu, El ele vererek daha ilk günden itibaren yaraları sarmaya başladılar. Siyasetçiler, öyle bizdeki gibi göstermelik, felaket bölgelerini ziyaret etmediler. Verdikleri talimatlarla ellerindeki tüm imkanları seferber ettiler. Evi selden zarar görüp oturulamaz hale gelenler hemen tahliye edildi ve masrafı devlet tarafından ödenmek şartıyla lüks otellere yakınlarının yanına yerleştirildiler. Evleri hemen güven altına alındı ve evleri temizlemek önceki haline dönüştürmek görevlilere ve sigorta şirketlerine kaldı. Kimse ağlamadı, kimse üzülmedi. Tabiatın getirdiği felaketleri önlemenin çok kolay olmadığını biliyorlardı ve yaşamları devlet güvencesi altında olduğu için üzülmeye değmezdi. Bizde ne yaptılar? Birbirlerini yediler. “Sen suçlusun, hayır ben değil sen suçlusun.” Aslında hepsi de suçlu olduklarının farkında, halkımız da farkında ama onlardaki yüz mü? İşte bütün olup bitenleri televizyon kanallarından izleyip, gazetelerden okurken, kendi kendime AB’ye girmek isteyen bir Türkiye’nin, böyle insanlar tarafından yönetilmesine, yönetilmek istenmesine kızdım. Kızsam söylensem ne fayda? Kendi kendime işte küresel ısınmanın en güzel örneği. İklim değişikliği bizim siyasetçilerin başına vurmuş”dedim. Fatih Çekirge sormasa, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş hatasını bile kabul etmeyecekti. Oysa daha kısa bir süre önce Danimarka’da Dünya Belediyeler Birliğinin toplantısına katılmış ve kendisiyle yaptığım söyleşide yaptıklarıyla övünmüş, atıp tutmuştu. Bir belediye yada devleti yöneten kim olursa olsun bence biraz yöneticilik, biraz da halk insanı, dürüst politikacı olmayı öğrenmeleri gerek. Belki o zaman AB’ye girmeyi hak ederiz. Burada yazacak o kadar çok şey var ki ma ben bu kadarı ile yetiniyorum. Anlayana........ |