|
||
| Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi | ||
Soysuzlar Çetesi üzerine |
||
| Ömür GEDİK |
||
| Quentin Tarantino’nun Soysuzlar Çetesi’nde (Inglourious Basterds) Brad Pitt ve Christoph Waltz’ın performansları nasıl? | ||
| İşte bugünlerde sinemadan çıkan herkes bunu konuşuyor (film bu aralar pek bir popüler zaten, vizyona girdiğinden beri en çok izlenenler listesinde zirvede). Ben, “Brad Pitt, alışamadığım aksanı ve öne çıkardığı alt çenesiyle gözüme çirkin göründü, filmde Alman subay rolündeki Christoph Waltz ise mükemmel oynuyor” diye yazmıştım. Yazımın çıktığı gün telefonuma Tamer Karadağlı’dan bir mesaj geldi: “Ömür merhaba, Brad Pitt’in aksanı konusunda yanıldığını düşünüyorum, olağanüstü bir şekilde güneyli aksanıyla konuşuyor ve süper bir oyunculuk sergiliyor, ama çene ve Alman subay konusunda haklısın.” Tamer, uzun yıllar Amerika’da okumuş, ıngilizce’yi farklı aksanlarda konuşabiliyor. Brad Pitt’in aksanıyla ilgili dediklerini dikkate almak gerek. Zaten Soysuzlar Çetesi’ni ikinci kez görmeye gittiğimde (ki bu film kesinlikle birden çok izlenmeyi hak ediyor) Brad Pitt’e bir de bu gözle baktım. Oyunculuğu, mimikleri ve aksanı daha bir sıcak ve incelikli göründü gözüme. Satır aralarındaki pek çok detayı ve zeka oyunlarını da içime sindirdim. Filmde Alman subay Hans Landa’yı oynayan Christoph Waltz’a ise bir kez daha hayran kaldım. Waltz, bir değil, iki değil, üç değil, dört dilde de mükemmel oynuyor. Ve Cannes’da aldığı En ıyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü sonuna kadar hak ediyor. Bu yıl Oscar bu adama gitmezse kime gider merak ediyorum gerçekten. 53 yaşındaki bu Avusturyalı aktör, Soysuzlar Çetesi’ni bir daha, bir daha görmek için başlı başına bir neden. Bir kez izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Not: Meşhur sinema sitesi imdb’ye göre Christoph Waltz’un popülaritesi son bir haftada yüzde 5 bin 125 artmış. Yeşil pop almış başını gitmiş Ertuğrul Özkök, Umre’ye gitmeden önce, bölge muhabirlerimizin gözlemlerinden yola çıkarak son iki yılda camiye gidenlerin sayısında artış olduğunu yazdı. Ben de bugün yeşil pop ve tasavvuf müziğinin yükselen trendinden söz edeceğim. TRT 2’de, Fatma Sis’in yönetmenliğinde, Behzat Gerçeker ile birlikte sunduğum Enbeğenilen’de dünyaca ünlü müzisyenleri ağırlamaya devam ediyoruz. Geçen haftalarda canlı yayında konuk ettiğimiz Jose Feliciano ve Gipsy Kings Family’nin ardından yarın gece de Sami Yusuf bizimle birlikte TRT ekranlarında olacak. Azeri bir sanatçı olan Sami Yusuf, ıslami mesajlar taşıyan ıngilizce, Arapça şarkılar söylüyor (yeni nesil Yusuf ıslam diyebiliriz). Kendisi ıngiliz Kraliyet Müzik Akademisi’nde öğrenim görmüş, pek çok enstrümanı mükemmel çalabilen bir müzik dehası. Gerek sesi, gerek yorumu gerekse de yakışıklılığı ile kısa sürede hayran kitlesini genişletmiş. Dünyada olduğu kadar Türkiye’de de çok seviliyor. Geçen yıl ıstanbul Feshane’de verdiği konseri 50 bin kişi izlemişti. Sami Yusuf şimdi tekrar Türkiye’de ve yarın akşam Enbeğenilen’e katıldıktan sonra cuma günü Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneye çıkacak (Yusuf, bu konserde Türkçe sözlerini Sezen Aksu’nun yazdığı Giz-Without You adlı parçayı da okuyacak). Sami Yusuf’un ‘hocam’ dediği ünlü tasavvuf müziği üstadı Sami Özer ise geçen haftaki konuğumuzdu. Sami Özer’in son albümü 1,5 milyon satmış (dikkatinizi çekeyim; bu yıl 100 bini geçen Türk pop müziği albümlerinin sayısı bir elin parmakları kadar değil). Sami Yusuf 50 bin kişiye konser veriyor, Sami Özer’in albümü 1,5 milyon satıyor. Bu da demek oluyor ki tasavvuf müziği ve yeşil pop almış başını gidiyor. Yönetmen adaylarına “Sinemayı çok seviyorum ve yönetmen olmak istiyorum, nasıl bir yol izlemeliyim?” Her gün özetinde bu cümleyi kuran pek çok mail alıyorum gençlerden. Onlara tek tek cevap vermem mümkün olmuyor. Ama genel düşüncemin ne olduğunu güncel bir röportajdan yola çıkarak yazayım. Eğitim önemli ama şart değil. Bakın Quentin Tarantino ne diyor: “Çoğu sinema okulu estetik öğeleri öğretmiyor, siz kendi estetiğinizi oluşturmak zorundasınız. Beni en çok etkileyen kişi eleştirmen Pauline Kael’dir. Sinema okuluna gitmedim ama onun yorumlarından estetiği öğrendim.” En önemli şey kendi tarzınızı yaratabilmek... Ne yapın edin, farklılığınızı ortaya koyun. Aynı her filminde aslında komik olmayan şeylere bile gülmemizi sağlayan ve sıra dışı bir estetik anlayışıyla film çeken Quentin Tarantino’nun yaptığı gibi. |