27 Ağustos 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
10.08.2009

Minibüsle dolaşıp eleman alıyorlar

Eren Güler / hurriyet.com.tr

Kendi şirketi Proser'i dünyanın ve Türkiye'nin en büyük tesis yönetimi şirketi olan ISS'e sattıktan sonra ISS Türkiye'nin başına CEO olarak geçen Cavit Habib ile konuştuk...
- Bu tesis yönetimi işi tam olarak nedir?
Biz insanların yaşadığı her türlü alanda güvenlik, temizlik, kontrol, yemek, çağrı merkezi gibi hizmetleri sağlıyoruz. Bunların arasında da ağırlıklı olarak temizlik ve güvenlik hizmeti veriyoruz. Buna alışveriş merkezleri, büyük siteler, işyerleri, fabrikalar, apartmanlar hepsi dahil...
- Evlere?
Evlere sadece ilaçlama hizmetleri sağlıyoruz. Bunun haricinde evler için özel bir temizlik hizmeti sunmuyoruz. Biz bu işin perakende değil toptan tarafındayız.
Aslında şunu da söylemem lazım, biz Türkiye'de dünyadaki hizmetlerimize göre daha geniş bir çatıya sahibiz. Birçok Avrupa ülkesinde burada sunduğumuz kadar hizmet sunmuyoruz.
- Mesela?
Mesela çağrı merkezi. Türkiye ile birlikte sadece 4-5 ülkede var. En büyüğü de burada zaten.
Biz Türkiye'de ilk şirketimizi satın aldıktan sonra çağrı merkezi işini de hizmetler arasında katmayı düşünmüştük. Tam da o dönemde karşımıza satılık bir şirket çıkınca bu fırsatı değerlendirdik ve o şirketi satın alıp sektöre girmiş olduk.
- Türkiye'de bu pazarın yapısı nasıl?
Bir kere tesis yönetimi alamında bizim kadar kapsamlı hizmet veren başka bir firma yok. Biz temizliği, güvenliği, teknik bakımı, yemeği, çağrı merkezini hepsini aynı anda sunabiliyoruz. Türkiye'de genelde firmaların hizmet çeşitliliği daha az.
Pazarın büyüklüğünü ise 9-10 milyar lira olarak tahmin ediyoruz. Biz yüzde 5 civarında bir payla pazar lideri konumundayız.
- Yüzde 5 çok düşük değil mi?
Bu pazarın dünyadaki genel yapısı da böyle. Çok fazla irili ufaklı firma olduğu için pazar payları küçük kalıyor. Mesela Türkiye'de binden fazla temizlik firması, 800-900 tane güvenlik firması faaliyet gösteriyor. Çok dağınık bir pazar yapısı mevcut. Ama düzgün ve yasalara tamamen bağlı çalışan firma sayısı maalesef çok az.
Niye bu kadar çok firma var derseniz de, kurması çok kolay... Fazla bir sermaye gerekmiyor.
- Siz nasıl başladınız bu işe?





ISS, dünyanın en büyük tesis yönetim şirketi. Alışveriş merkezleri, işyerler ve fabrikalar gibi yapılara her türlü yönetim hizmetini sağlıyorlar. Hatta şirket global çapta 472 bin çalışanı ile dünyanın en büyük beşinci işvereni konumuna yükselmiş. ISS'in Türkiye'ye girişi ise 2005 yılında






Eren GÜLER YAZIYORProser'i satın almasıyla oldu. Aradan geçen 4 yılda 10 şirket daha satın alan ISS Türkiye'de çalışan sayısı ise 22 bin kişiye yükseldi. Şirket 2012 yılında 35 binlik bir istihdam yaratmayı hedefliyor.
Kendi şirketini ISS'e sattıktan sonra bu şirkette CEO olarak çalışmaya başlayan Cavit Habib son dönemdeki gelişmeleri, yeni dönem hedeflerini konuştuk... Tamamen tesadüfen başladım. Üniversiteyi ABD'de okuduktan sonra orada iş aramaya başladım. Ama hem çalışma vizesi sorunu hem de sponsorluk nedeniyle zorlanıyordum. O sırada bir firma okuduğum üniversiteye mülakata gelmişti ve ben de başvurdum. Onlar da bana sponsor olmayı kabul etti ve böylece daha ne olduğunu bile tam olarak bilmeden işe başladım.
- Ne kadar çalıştınız?
Dört yıl çalıştım. Türkiye'ye döndükten sonra da oradaki tecrübemi burada kullanmaya karar verdi. Zaten o zaman Türkiye'de böyle bir sektör de yoktu, piyasa çok boştu.
- Ne yaptınız peki?
1992'de Proser diye bir güvenlik şirketi kurdum, 2005 yılında da şirketi ISS'e sattım. ISS bu şekilde Türkiye'ye girmiş oldu, ben de şirketin CEO'su oldum.
ISS zaten satın almalarla büyüyen bir şirket. Biz burada birleştikten ve ben şirketin başına geçtikten sonra da satın almalara devam ettik. Aradan geçen 4 yılda 10 firma satın alıp 22 bin çalışana ulaştık.
- Kaç liralık bir satın alma bu?
Ayrı ayrı açıklayamıyoruz ama toplamda 80-90 milyon dolarlık bir satınalma olduğunu söyleyebilirim.
- Dünyadaki stratejisi de mi bu şekilde?
Evet öyle. Dünyada 2000 yılından bu yana 740'tan fazla sirket satın aldı. Yani haftada ortalama iki şirket satın alıyor.
- Toplam kaç ülkede varsınız?
Şu an için 50 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Toplam 472 bin çalışanımız var ve dünyanın en büyük beşinci işvereni konumundayız. Avrupa'da ise dördüncü sıradayız.
- Türkiye'de pazarın nasıl gelişmesini bekliyorsunuz?
Avrupa'da böyle bir büyümesi olan, böyle bir nufusu olan ve böyle bir iş potansiyeli olan başka ülke yok. Birçok Avrupa ülkesinde nüfusta daralma var, pazarlar dolmuş ve paylaşılmış durumda. Oysa Türkiye'de çok yeni bir sektörden bahsediyoruz.
1990 öncesine baktığınızda hiç böyle kavramlar yoktu. Ne yönetim ne de güvenlik ihtiyacı vardı... Çünkü Türkiye'de bir site yoktu, site yaşamı yoktu, alışveriş merkezi yoktu, akıllı bina yoktu, gökdelen yoktu...
- Türkiye'de toplam kaç müşteriniz var?
1800-1900 arası müşterimiz var. Ama mesela 300 şubeli olan bir bankayı biz sadece tek bir müşteri olarak sayıyoruz. Dolayısıyla hizmet verdiğimiz bina ve yapı sayısı çok daha fazla.
Bir de bizim şöyle bir avantajımız var, ISS Global olarak global çapta faaliyet gösteren Microsoft gibi firmalarla tek bir kontrat yapabiliyoruz. Yani bir şirketin tüm dünyadaki faaliyetlerini yönetebiliyoruz.
- Cironuzda güvenlik mi temizlik mi ağır basıyor?
Türkiye'deki çoğu alışveriş merkezi güvenlikle temizliği ayırmayı seviyor. İkisini de aynı firmaya vermekten kaçınıyor. Bizde genelde temizlikte tercih edilen bir yapı olduğumuz için temizlik cirosu önde gidiyor.
Zaten 22 bin çalışanımızdan aşağı yukarı 12-13 bini temizlikte. Güvenlikte 3 bin 500-600, yemekte 1700-1800 çağrı merkezinde de 1200-1300 çalışanımız var.
- Bundan sonra hangisi daha çok büyür?
Valla hepsinin potansiyeli var ama son 6 ayda mesela yemek hizmetlerinde epey büyüdük...
- Hazır yemek ve catering sektörü kriz nedeniyle zorda değil miydi?
Ama şöyle; biz Sardunya'yı geçen yıl satın aldık. Satın alırken de bunun arkasındaki en önemli mantık çapraz satış yapabilmekti. Yani mevcut potansiyelimizde olup yıllardır hizmet verdiğimiz müşteri porföyümüzde bugüne kadar catering hizmeti veremiyorduk çünkü öyle bir birimimiz yoktu. Ama artık müşterilerimize bu seçeneği de sunabiliyoruz. Firmaların da bu işlerde sadece tek kişiyle muhatap olmaları işine geliyor. O nedenle hazır yemek tarafında işlerimiz iyiye gidiyor.
- Kriz sizi ne kadar etkiledi?
Şöyle bir etkisi oldu; biz özellikle tahsilatlardan yaşadığımız sıkıntılardan dolayı birçok işi kendimiz bıraktık. Çünkü bizim için nakit akışı çok çok önemli bi unsur. O neden le hedeflediğimiz yüzde 20-30 büyümenin biraz altında kaldık. Bu sene yüzde 10 civarı büyümüş olacağız.
Tahmin ediyorum yıl sonunda çalışan sayısı olarak 24 bine yaklaşırız. 2012 yılında da 35 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz.
- Yeni şirket satın alma hedefi var mı?
Biz ocak ayında iki şirket satın aldık ondan sonra durduk. Şu anda da beklemedeyiz. Piyasalar açılırsa biz de yeni alımlara bakacağız.
- Belirli şirketler var mı?
Kafamızda birkaç firma var. Önceden görüştüğümüz, beklemeye aldığımız ve son durumlardan dolayı komple vazgeçtiğimiz firmalar da var tabii ama şu an için konuşmak zor. 'Bekle-gör' politikası izliyoruz.
- Sizin taraftan bakılınca kriz yavaşlamış gibi görünüyor mu?
Yok ben ben öyle görmüyorum. Bence önümüzde daha zor bir 2010 yılı var. Ben önümüzdeki yılın ortasına kadar belli sıkıntıların daha da devam edeceğini düşünüyorum.
- Tahsilat sıkıntısı en çok hangi sektörde yaşanıyor?
Mesela sağlık sektörü. Bir kere devletten çok alacağı var. O da sektörü zorluyor. Alışveriş merkezlerinde de benzer bir durum var. Hatta birçok müşteri bizimle çalışmaktan vazgeçip düşük maliyet nedeniyle merdiven altı dediğimiz firmalara yöneldi. 
Ayrıca son dönemde batan firmalar da oldu. Hizmet ayağında olanlar çok fazla etkilenmiyor belki ama bu işe gerçekten sanayici olarak girmiş ve yatırım yapmış bir çok tesisin ciddi anlamda sıkıntı yaşadığını görüyoruz.
Alışveriş merkezlerinde de yanlış bir yatırım programlaması var. Bana göre talebin çok çok çok üzerinde AVM yatırımı yapıldı. Herkes bişeyler kazanayım diye bu işe giriyor ama özellikle bazı bölgelerde arz fazlası nedeniyle herkes aç kalıyor...
- Siz bir iş alırken paramızı almakta zorlanır mıyız filan diye bakıyor musunuz?
Kesinlikle. Şöyle söyleyeyim, bizim ana görevimiz çalıştırdığımız işçinin parasını ödemek... Zaten bizim maliyetlerimizin yüzde 80'i işgücü maliyeti. Dolayısıyla bizim çalıştığımız her kurumda öncelikle bu garantiyi görmemiz lazım.
Paramı tahsil edip işçimin parasını ödemem lazım. Yoksa zaten işim batar. Dolayısıyla müşterimizi de ona göre çok iyi seçmeliyiz. Onunla aynı gözden ve aynı frekanstan bakıyor olmamız lazım. Biz banka da değiliz kredi kurumu da. Biz hizmet üretip bu hizmetin karşılığını alacağız, işçimize de ödeyeceğiz.
- Bir alışveriş merkezinde aldığınız işi kaybettiniz diyelim. O zaman elemanları da çıkarıyor musunuz?
Bizim çok geniş bir hizmet ağımız olduğu için bir iş başlarken bir iş bitiyor. O döngüyü biz sürekli olarak çevirebiliyoruz. Ama bu her zaman da olmuyor tabii, o zaman yeni başlayanlar önce olmak üzere işten çıkarabiliyoruz.
Bir de insanlar yeni gösterdiğiniz işyerini beğenmeyebiliyor ya da onlara uymuyor. Mesela evine uzak kalabiliyor. O durumda kendileri de ayrılabiliyorlar.
- İşe alımları nasıl yapıyorsunuz?
Biz sürekli olarak insan kaynağı arayan bir firmayız. Aylık sirkülasyonumuz da bazen yüzde 5'leri buluyor. Bu nedenle devamlı elman alıyoruz ama kendi hedef kitlemize her zaman gazete ilanları ile ulaşamayabiliyoruz. O nedenle bir minibüs projesi başlattık ve o minibüsü giydirip onun üzerinden eleman bulmaya başladık.
- Nasıl oluyor?
Arkadaşlarımız minibüsle iş gücü aradığımız bölgelere ve mahallelere giderek orada belirli noktalarda başvuruları topluyor. Mesela bazen acil ihtiyaçlar oluyor. Yeni proje başladığında hemen o projeye yakın bir yere gidip personel topluyoruz ve hemen işe başlatıyoruz.
Yani işgücünün bize ulaşmasını beklemiyoruz, biz onların ayağına giderek kendi kadromuzu oluşturuyoruz.
- Ortalama kaç kişi alınıyor bu şekilde?
Ortalama olarak ayda 80-100 kişi alıyoruz. Ama bizim kendi yöneticilerimizin sahalarda kurmuş olduğu kaynaklar da önemli. Buralardan da devamlı başvuru geliyor. Özellikle mevcut çalışanların kendi çevrelerinden önemli bir akış oluyor.