26 Temmuz 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
05.08.2009

Aşk,hüzün ve mutluluk



Nermin Bezmen,eşinin ölümü ve sonrasında yaşadıklarını Hello! dergisine anlattı.
BEZMEN AİLESİNİN FOTOĞRAFLARI
Nermin Bezmen, büyük aşkla bağlı olduğu eşi Pamir Bezmen’i altı ay önce, 34’üncü evlilik yıldönümlerinde kaybetti. Üstelik o gün, oğulları Pamir Cazım,nişanlısı Ariella ile hayatını birleştirmişti. Ailenin bu çifte mutluluğuna, bir beyin kanaması darbe vurdu... Nermin Bezmen, oğlu Pamir Cazım, kızı Pamira ve gelini Ariella, yaşadıklarını Hello! dergisine anlattı. 
Pamir Bey’in vefatından bu yana günleriniz nasıl geçti?
- Nermin Bezmen: Altı ay, 14 gün geçti. Ben, acı ve hüzünlü zamanlar hiç geçmez, zaman tıkanır kalır zannederdim. Ama yaşayınca gördüm ki acılı zaman da geçiyor, o da bitiyor. Acıyı bitirmiyor ama... Ev iki ay boyunca açıktı. Dostlar sağ olsunlar bizi hiç yalnız bırakmadılar. Birbirimizin gözünün içine bakıyorduk, kim daha hüzünlü ve zayıf görünüyorsa onu sahipleniyorduk. O kenetlenmeyle de kaldık zaten. 

Pamir Bey’in kaybından sonra bir kitap   yazmaya başlamışsınız...
- N. Bezmen: Pamir’ciğimizi defnettiğimiz günün sabahında ilk defa çok yalnız kaldım. O çaresizlikle Pamir’e ulaşma, onunla haberleşme ihtiyacı hissettim. Çare olarak da ona bir mektup yazmaya başladım. Bu mektubu, Pamir uzun bir yolculuğa çıkmış ve bir yerlerden bana cevap yazacakmış hissiyle yazdım. Gizlilik içerisinde onunla konuşuyormuş gibi... O ruh hali kitabı yazdırdı sansürsüz haliyle. Acım geçsin diye bekleseydim, bugün bu kitap böyle olmazdı... Yazarken neredeyse Pamir’i tensel olarak yakınımda hissediyordum. Ben bu kitabı aşkımla ölüme meydan okumak için yazdım. Ölüm geldi, bedeni aldı, ama aşka dokunamadı. Her akşam yatarken ne kadar sevildiğini, özlendiğini ona bildirsin diye Tanrı’ya dua ediyorum.

ONU HEP “BÜYÜMEYEN ÇOCUĞUM” DİYE SEVERDİM
Peki sizlerin ilk defa kitabı okuyarak şahit olduğunuz şeyler oldu mu?
- Pamir Cazım Bezmen: Ağlayarak okuduk ama sürprizlerle karşılaştık demek doğru olmaz.
- Pamira Bezmen: Annemin anlatım dili zaten çok kuvvetlidir. Onun hayâli hikâye kahramanlarını okurken bile çok selpak tükettik. şimdi ise bu karakterlerin biri annem, diğeri babam... Dolayısıyla bütün kitabı okuma gücü bulamadım henüz kendimde.

Ariella, siz ne zaman tanıştınız Pamir Bey’le? Kendisiyle diyaloğunuz nasıldı?
- Ariella Bezmen: Flörte başladığımızın üçüncü gününde Cazım, “Bizimkilerle yemek yiyeceğiz” dedi. “Bizimkiler” deyince arkadaşlarıyla buluşacağız zannettim. Ama kayınvalide ve kayınpederimle tanıştım o akşam. Çok heyecanlandım. Kayınpederim çok tatlı bir insandı. Birbirimizi çok sevdik.
- N. Bezmen: Pamir’i “büyümeyen çocuğum” diye severdim hep. “ıki çocuğumu da büyüttüm, bir türlü seni büyütemedim” derdim. Eski fotoğraflar, bebeklik fotoğrafları, Karşıyaka’daki zamanları, Robert Koleji yılları, üniversite yılları... Pamir’in o anılarını hatırladıkça bana sırf 2009’un 10 Ocak’ında kaybettiğimiz Pamir’in kaybı gibi gelmemeye başladı. Bütün yaşlardaki Pamir’lerin hepsini birden kaybettim. Her birine de ayrı ayrı ağlıyordum.

BABAMLA TANIŞAMAMAK TORUNLARININ KAYBIDIR
Yaşasaydı söylemek istediğiniz şey ne olurdu?

- N. Bezmen: Hiç keşkelerim yok. O yönden çok şanslı hissediyorum kendimi.
- P. Bezmen: Her şeyimizi konuşurduk. Hemfikir olmadığımızda onu da söylerdik. “Keşke onu sevdiğimi söyleseydim” ya da “Keşke ondan özür dileseydim” gibi bir ukdemiz yok Allah’a şükür. Tek keşkemiz şu: Keşke daha çok yaşasaydı da daha çok anı paylaşmak mümkün olsaydı, torunlarını tanıyabilseydi. Babamla tanışamamak torunları için büyük bir kayıp olacak.

Kitabınızda geçen ve ilk tanıştığınız yıllara ait detaylar parfümü, yüzündeki ifadeler vs hatırınızda mıydı gerçekten?
- N. Bezmen: Kurgu yok bu kitapta. ılk merhaba dediğim günden itibaren Pamir’i hep fotoğrafik hafızama alarak yaşadım.

Sizin de düğün gününüzdü, sonrası ise malum... Ne yaşadınız o gece?
- P.C.Bezmen: Başımıza ne geldiyse onu yaşadık. Çok metanetle karşıladık.
- N. Bezmen: Hüznümüz çok büyüktü, bıraktığı boşluk çok derin. Ama dağılıp kopmadı kimse.
- P. Bezmen: Feryatlar atılıp, yerlere yuvarlanılmadı. Çok güzel bir nikâh yaşadık, danslar edildi, pasta kesildi. Annemle babamın da evlilik yıldönümüydü, ona da kadeh kaldırıldı.

Hâlâ eşinizin kırmızı kazağıyla mı uyuyorsunuz?
- N. Bezmen: Evet.

Peki siz hayatınızın aşkını bulabildiniz mi Pamira? 
- P. Bezmen: Hayatımın aşkını bulma projesi, 35’inci senesinde hâlâ devam etmekte. Böyle büyük bir aşkı görerek büyüyünce, bundan daha küçük aşkçıklar ve sevgicikler yeterli gelmiyor. Ben annemle babam gibi, seneler sonra kocamla evimizin barında gözlerimiz çakmak çakmak bakışmak ve öpüşmek, beraber aşk içinde çocuklarımızı büyütmek isterim.
ŞU KAPIDAN ÇIKIP GELSE HİÇBİRİMİZ ŞAŞIRMAYIZ
O size "Biciko" derdi. Siz de ona "canım, aşkım, sevgilim" şeklinde sesleniyordunuz. Bahsetmediğiniz başka bir seslenişiniz var mıydı?

- N. Bezmen: Pamir’ciğim, kocacığım, canım, bir tanem derdim. Biciko demek ona mahsustu.
- P. Bezmen: Babam öldüğünden beri annem bize "Biciko" demeye başladı.
- N. Bezmen: Diyor muyum gerçekten? Farkında değilim.
- P. Bezmen: Babamın dediği ve yaptığı bazı başka şeyleri de yapmaya başladı. Ara sıra küçük Pamir Bezmenler çıkıveriyorlar.
- P.C.Bezmen: Hepimizden çıkıyor. Bir yere gitmiş gibi bakmıyoruz Monşer’e. şu kapıdan çıkıp gelse hiçbirimiz şaşırmayız aslında...