25 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
10.06.2009

Türkiye’de banka sayısı aslında az!

M. Rauf Ateş

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, geçtiğimiz günlerde ‘Türkiye’de banka sayısı yetersiz’ benzeri bir açıklama yapmıştı.
Hemen ardından da bankacılık başta olmak üzere her taraftan değerlendirmeler geldi. Eleştirenler de vardı, hak verenler de… Ancak ne karşı çıkanlar ne de destek verenler bu görüşlerinin arkasındaki gerekçeleri pek ortaya koyamadılar… Gerçekten Türkiye’de az banka mı var? Yoksa 46 banka Türkiye gibi bir ülke için yeter, artar mıydı?
Daha önce Türkiye’de kurulan bankalar ve ortadan yok olanlarla ilgili verileri incelemiştim. Bankalar Birliği’nin verilerine göre son 50 yılda Türkiye’de 172 banka kurulmuş, bunlardan 126’sı kapanmış, 46’sı ise hayatta. Ortalama ömür 13,5 düzeyinde… Yani Türkiye tarihinde de o kadar da çok banka kurulmamış, bir banka enflasyonu olmamış… Bizim yaşadığımız, kontrolsüzlük, bazı banka sahiplerinin halkın mevduatını kendi parası olarak kabul etmesi idi. O nedenle 200’lerdeki büyük krizi yaşadık. BBDK ve yasal düzenlemelerle birlikte bu sorun aşıldı…
Peki banka çok mu?
Banka sayısının fazlalığını değerlendirmek için iki veri var. Birincisi, sadece rakama bakıp karar vermek… ikincisi ise bir banka başına düşen nüfus oranını hesaplamak…
Bu açıdan bakıldığında dünyada en çok banka ABD’De bulunuyor. 1980’lerde 17 bin banka bulunan ABD’de şimdi 8 bin 500 banka faaliyet gösteriyor. Bir bankaya düşen nüfus ise 35 bin düzeyinde…
Avrupa Birliği’ndeki ülkelere bakıldığında daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. En çok banka 2 bin 227 ile Almanya’da faaliyet gösteriyor. Ardından Rusya ve Avusturya geliyor. Avrupa’daki ilk 18 ülkede banka sayısı 100’ün üstünde…

Türkiye’de ise 46 banka faaliyet gösteriyor. Bu rakamla bütün Avrupa ülkeleri arasında 23’üncü sırada yer alıyor. Türkiye’nin altında Doğu Avrupa ve Balkanlar’dan Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler bulunuyor.
Gerçek değerlendirme zamanı
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, ‘Bölgede büyüyecek misiniz’ şeklindeki bir soruya, ‘Türkiye’de o kadar fırsat var ki, önce ülkemizde büyüyeceğiz’ yanıtını verdiğini hatırlıyorum.
Benzer değerlendirmeyi başka bankacılardan da duymuştum. Şube sayısı, hesabı bulunmayan nüfus oranı, yatırım araçları sahipliği gibi göstergeler de bu görüşü destekliyor. Yani gidilecek daha çok yok var.
Avrupa ve ABD’deki banka sayıları ile banka başına düşen nüfus oranı el alındığında, banka sayısının da az olduğu görülüyor. Tabloda rakamlara yer verdim. Türkiye, banka başına düşen nüfus açısından Avrupa lideri olarak dikkati çekiyor.
2007 yılı verilerine göre yapılan hesaplamada Türkiye’de 1.5 milyona 1 banka düşüyor. Bu oran, örneğin İngiltere’de 181 bin, Fransa’da 158 bin, Rusya’da 124 bin düzeyinde…
Türkiye ile aynı kapsamda değerlendirilen Doğu Avrupa ülkelerinde ise 200 bin ile 500 bin arasında değişiyor.
Her alanda büyük bir rekabetin olduğu Türkiye’de, bankacılığa yeni rakipler gelemez mi? Başbakan Yardımcısı Babacan’ın önerisi tartışmaya değmez mi? Bence bu konu önümüzdeki dönemde bir daha gündeme gelecektir.

SABANCI’DA PREMUS INTERPARUS’UN YERİNİ KATILIMCILIK ALIYOR

Geçen ay içinde Sabancı Holding’in başkanı Güler Sabancı ile kapsamlı bir görüşme yapmıştık. Bu konuşma Capital dergisinin Haziran sayısında yayınlandı. Dileyenler geniş bölümünü oradan okuyabilirler. Ancak, ben Türkiye’deki büyük gruplardaki önemli bir değişimi ortaya koyması açısından, Güler Hanım’ın verdiği bir mesaja dikkat çekmek istiyorum.
Şöyle demişti Güler Sabancı: ‘Rahmetli Hacı Ömer Sabancı’dan sonra 5 kardeş uzun yıllar holdingi uyum içinde yönettiler. 5 kardeş ve  1 profesyonel ‘hep beraber ve konsensüsle yönetim’ anlayışını benimsediler.  Onların yönetim tarzı ‘Premus interparus’ idi.’
Sabancı, ‘Premus interparus o dönemin gereği idi, artık geçerli değil’ diyerek kurumsallaştıklarını, daha katılımcı bir yönetim anlayışını benimsediklerini anlatıyor.
Yaz çalışarak geçecek
Bu anlayışın bir uzantısı olarak 3-4 Temmuz aylarında önemli bir toplantı yapılacak. ‘Sabancı’nın geleceğinin ve kriz sonrasına hazırlığının’ ele alınacağı toplantı Sabancı Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.
Güler Sabancı, toplantıyı şöyle anlatıyor: ‘Temmuz ayının başında 2-3 günlüğüne üniversiteye kapanıyoruz. Dünyanın en iyi ekonomistlerini çağırıyoruz. Üniversitemiz de bize yardım ediyor. Sabancı Holding’in üst yönetimi, bir strateji yapıyor, bir yere geliniyor ve tekrar gözden geçiriliyor. Dünyanın bu değişen şartları neleri değiştirdi, biz her işimizde nasıl değişen şartlara karşı strateji geliştirmeliyiz diye araştırıyoruz.’
Yani bu yaz, en azından Haziran ve Temmuz’un ilk haftasında Sabancı’ya tatil yok. Kriz sonrasına hazırlık ve yeni ortaya çıkan dünyayı algılama hazırlığı var.