22 Ekim 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
07.12.2008

2 polisin yanıtı

Enis BERBEROĞLU

ANKARA

BUGÜN köşeyi iki adet cevaba ayırdım.
Bir tanesi, bu köşede çıkan ve Ergenekon zanlısı Adil Serdar Saçan’ın adının karıştığı makaleye itiraz. Diğeri, Ankara mahreçli haber üzerine Emrullah Uslu’nun kısaltmak zorunda kaldığım uzun yanıtı.

* * *

Adil Serdar Saçan, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden yolladığı mektupta, sorgulama tutanaklarını ayrı bir depoda sakladığı iddialarını yalanlıyor.

İfadeleriyle Ergenekon soruşturmasını yönlendiren Tuncay Güney’in sorgusuyla ilgili şu bilgiyi veriyor: "Ben Tuncay Güney’i hayatımda görmedim. Sorgusuna girmedim. Sorgulayan Emniyet Amiri Ahmet İhtiyaroğlu yaşadıklarını bir dilekçeyle savcılara iletti. Ergenekon soruşturmasını yürütürken sizin de adınızın geçtiği belge Tuncay Güney’in evinde bulunmuştur. (MİT’in dört kez Başbakanlık ve Genelkurmay’a yolladığı dosyadan söz ediliyor. EB) Bu belgeye itibar etmediğimden ve şüpheli bulduğumdan o zaman sizi gözaltına almayıp soruşturmayı, doğruları ortaya çıkartmak amaçlı yürütebilmek için projeli çalışma izni aldık. Ben Tuncay Güney’i organize suç örgütü oluşturmaktan Adliye’ye sevk ettim. Halen o davada yargılanmaktadır. Ayrıca bu belgeleri hazırlayan F tipi örgütlenmeyi açığa çıkartmak amacıyla aynı yılın Temmuz ayında Emniyet içindeki Fethullahçı örgütlenme başta olmak üzere tüm Fethullahçı örgütlenmelerin ortaya çıkartılması amacıyla projeli çalışma izni aldım."

* * *

Ankara Bürosu’nun tecrübeli ve başarılı İçişleri muhabiri Soner Gürel, halen ABD’de doktora çalışmasını yürüten emniyet görevlisi Emrullah Uslu’nun 2003’ten bu yana sağlık raporu yollayarak Türkiye’ye dönmediğini yazdı.

Uslu bana yolladığı elektronik postada, geçirdiği kaza sonucunda 2007 yılından itibaren sağlık raporu yolladığını kaydetti, gerekçesini ücretsiz izin talebinin karşılanmamasına bağladı.

Uslu, yazısında, 2007 yılında Nokta Dergisi’nde Andıç belgesinin yayınlanması olayına isminin karıştırılmasından dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Gerisini, Uslu’nun kaleminden okuyalım: "Özetleyecek olursak;

1) Birtakım gazeteciler Genelkurmay Başkanlığı tarafından açılan soruşturma kapsamında adımın olduğunu iddia etmişlerdir.

2) Ne bu konuda, ne de başka herhangi bir konuda TSK’yı yıpratıcı eylem içinde olmadığımı, yolsuzluk.com, denizcilersitesi.com, Nokta dergisi veya herhangi bir medya organı ile irtibatım olmadığını beyan ederim.

3) Eğer bana düşen bir şey varsa, her türlü yardıma açığım, her türlü soruyu açık yüreklilikle cevaplarım.

4) Bu eylemi yapan grup veya kişi ile hiçbir şekilde, hiçbir zaman bilerek temasım olmadı.

5) Bu alçakça eylemden medyada çıkan olaylar üzerine haberim olduğunu bilmenizi istiyorum.

6) Adımı gazetecilere fısıldayan kimselerin de soruşturma kapsamına alınıp bu iftiranın önlenmesi için yardımlarınızı bekliyorum.

7) TSK, Genelkurmay Askeri Savcılığı veya Washington Askeri Ataşeliği’nde, adımın karıştığı iddia edilen "andıç sızdırma" konusunda soruşturma var mıydı? Sonucu ne oldu? Açıklama yapmasını bekliyorum. Açıklama gelmezse basın mensuplarından TSK İletişim Dairesi’ne bu soruyu sormalarını bekliyorum."

* * *

İlk günlerinde Ergenekon’u neden yazmadığımı merak edenler vardı... Ben de sabırsızlıklarını anlamamakta zorlanıyordum. Gün oldu, devran döndü onların diyecekleri çabuk tükendi, hatta iddiaların büyük bölümünün balon olduğu ortaya çıktı. Ama bakın bugün herkes doğruları konuşmaya başladı... Ve bana sorarsanız Ergenekon asıl şimdi başladı.