23 Eylül 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
22.01.1999

Atatürk albümleri

Emin ÇÖLAŞAN

Emin ÇÖLAŞAN



Bir süreden beri yazmak istediğim ilginç bir konuya sıra bugün geldi. Geçmişte hiç olmayan bir şey yaşıyoruz. Gerek yılbaşı ve gerekse bayramlarda, insanlar birbirlerine sıradan kartlar gönderip iyi dileklerini bildirirlerdi.

Birkaç yıldan beri bu uygulama büyük ölçüde değişti.

Şimdi bakıyorum, gelen pek çok kartta Atatürk'ten söz ediliyor.

Onun resimleri, onun sözleri...

Pek çok kişi ve kuruluş bu amaçla kutlama kartları bastırmış. Geçtiğimiz yılbaşında ve bu bayramda, bunlardan yüzlercesi bana da geldi.

Ama işin başka bir boyutu daha var.

Bazı kuruluşlar sıradan hediyelere para verip onları göndermek yerine, çok daha yararlı bir iş yapıyorlar.

Atatürk albümleri bastırıp gönderiyorlar.

***

Ankara'da Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Yücetürk'ün başında bulunduğu Klinik Pleksus dört dörtlük bir albüm hazırlamış.

‘‘Mustafa Kemal Atatürk’’

İçinde çok güzel yazı ve fotoğraflar var.

Vehbi Koç Vakfı tarafından yayınlanan ve içinde yine çok güzel Atatürk fotoğraflarının yer aldığı albüm, ayrı bir değer.

‘‘Fotoğraflarla Atatürk’’

Yapı Kredi Bankası
da bu yıl görkemli bir kültür hizmeti yapmış. Üç ciltten oluşan ‘‘Cumhuriyet'in 75 Yılı’’ isimli eser, bir anlamda Cumhuriyet Ansiklopedisi olmuş. Bu ciltlerde tarih sırasıyla hem 75 yılın olayları anlatılıyor, hem de fotoğrafları veriliyor.

Hepsi de paha biçilmez eserler.

Size tavsiyem, eğer yukarıda isimlerini verdiğim kuruluşlarda tanıdıklarınız varsa, mutlaka bu albümlerden edinin. Gerekirse torpil yaptırın!

***

Son zamanlarda Atatürk nasıl oluyor da böylesine gündeme geliyor? Bunu, Türkiye'de önce laikliği ve daha sonra da Cumhuriyet'i yok etmek isteyen karanlık güçlere borçluyuz.

Biz Atatürk'ü, onun büyüklüğünü ve eserlerini yıllar boyu unutmuş ya da hafife almıştık.

Belli kesimler piyasaya çıktıkça, ses vermeye başladıkça o büyük insanı yeniden anımsadık.

Anımsamakla kalmadık, değerini ve büyüklüğünü anladık.

Bununla da yetinmedik, ona sahip çıktık.

***

Salim Taşçı,
Ankara'da emlak kralı olarak bilinen emlak komisyoncusudur. En büyük Müslümanlardan biridir. Bugüne kadar defalarca hacı olan, bir vakit namazını kaçırmayan, 30 gün ramazanda oruç tutan Taşçı, gerçek bir Müslümanın nasıl Atatürkçü olduğunun en somut örneğidir.

Bayramlarda ve yılbaşlarında yüzlerce, binlerce takvim, acenda, defter, fihrist, rozet yaptırır.

Hatta özel duvar ve masa saatleri yaptırır.

Bunların tümü Atatürk ve onun resimleriyle doludur.

Salim Taşçı geçenlerde bizim büroya geldi. Elinde bir torba Atatürk rozeti. İnanın, temizlikçi arkadaşlardan şoförlere, çayocağı garsonlarından ilancılara, muhabirlerden yazarlara kadar bu rozetler kapış kapış gitti.

* * *

Söz Atatürk'ten açılmışken, kafama takılan bir konudan da burada söz etmek istiyorum. Her yerde, devlet yazışmalarında bile ‘‘Atatürk inkılapları’’ diye bir deyim kullanılıyor.

Ne demektir bu ‘‘inkılap’’ sözcüğü?

Eski, bayat, asla Türkçe olmayan, günlük yaşamda hiçbir biçimde kullanmadığımız bu sözcük, Atatürk'le nasıl bağdaştırılmaktadır?

Oysa güzel dilimizde bunun eş anlamlısı olan çok güzel ve anlamlı bir sözcük var:

Devrim.

Niçin Atatürk devrimleri demiyoruz da, kullana kullana hep bu ilgisiz ve anlamsız sözcüğü kullanıyoruz?

Şimdi yazacaklarım konusunda yanılabilirim. Bu inkılap sözcüğü galiba 12 Eylül sonrasında dilimize zorla sokuldu... Çünkü o sırada, genelde sol kesimin kullanmakta olduğu devrim sözcüğünden korkulmuştu!

Dikkat ediniz, günlük yaşamın hiçbir aşamasında, hiç kimsenin ağzından inkılap diye bir şey duymazsınız. Çöplüğe atılmış bir sözcüktür... Ama ne acıdır ki, bu sözcük sadece Atatürk söz konusu olduğunda Atatürk inkılapları olarak kullanılmaktadır.

Hem Türkiye, hem de Türkçe adına komik, hatta utanç verici bir durumdur.

Dil devrimini yapan Atatürk'e saygısızlıktır bu.

Gelin şu devrim'e yeniden dönelim, korkmayalım. Atatürk devrimleri diyelim.

***

Dahası var. ‘‘Harf inkılabı’’ diyoruz. Hayır, Atatürk ne yaptıysa, onlar gerçek anlamda bir devrimdir.

Böyle Arapça, Farsça, dilimizde olmayan kavramlarla bir dönemi anlatmaya kalkıştığımızda gülünç oluyoruz.

Bugün ‘‘Savunma’’ diyeceğine ‘‘Müdafaa’’, ‘‘Ulaştırma Bakanlığı’’ diyeceğine ‘‘Münakalat Vekaleti’’, ‘‘Danıştay’’ diyeceğine ‘‘Şurayı Devlet’’ diyen kaldı mı?

Pek çok ilgisiz sözcüğü çöpe atmışız, unutmuşuz.

Ama dil devrimini gerçekleştiren insanın ismini acayip biz sözcükle gündeme getirip Atatürk inkılapları diyoruz ve bundan gocunmuyoruz, utanç duymuyoruz!