19 Eylül 2014
normal site için tıklayınız
Anasayfa | Son Dakika | Gündem | Yazarlar | Astroloji | Hava Durumu | Sinema | TV Rehberi
23.02.2001

Emin Çölaşan: Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!

Emin ÇÖLAŞAN






Emin ÇÖLAŞAN



TÜRKİYE'nin en eski, en yaşlı ve en deneyimli siyasetçisi Osman Bölükbaşı şimdi 91 yaşında ve hastanede yatıyor. Dün konuşuyorduk, şu yaşadığımız olaylarla ilgili olarak yine esprisini patlattı:

‘‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkar, katır defterdar oldu, eşek mühürdar.’’

Sordum:

‘‘Neler gördünüz, ne olaylar yaşadınız. 91 yıllık özel ve siyaset yaşamınızda böyle rezaletler olmuş muydu?’’

Yanıt verdi:

‘‘Yok kardeşim, olmadı. Her gün bir yaşıma daha giriyorum.’’

Biz de giriyoruz!

* * *

Bu hafta Türkiye'de bir komedi, bir rezalet yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Neresinden baksanız şaşkınız.

Devletin zirvesinde kopan fırtınalar, başbakanı ve hükümeti ile küs olan cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı ile küs olan başbakan ve hükümet. Duygularıyla, kin ve nefretle, küslükle devlet yönetmeye kalkışan, birbirlerine Anayasa kitapçığı fırlatan, karşı tarafı ‘‘Nankör kedi’’ ve ''Terbiyesiz'' olmakla suçlayan, haftalık olağan görüşme bile yapmaktan kaçınan, diğerine randevu vermeyen, kendilerine destek atışı yapan medyanın gazına ve dolduruşuna gelen ve bu durumda Türkiye'yi yönetmeye kalkışan kadrolar!

Vay baba vay!

Böylesini gerçekten görmemiştik.

* * *

Başbakan yakınıyor! Cumhurbaşkanı'na rica etmiş, ekonomik programa destek verdiğini açıklamasını istemiş, o ise reddetmiş! Bunu açıklıyor ve birkaç saat sonra Çankaya'dan açıklama yapılıyor:

‘‘Sayın Cumhurbaşkanımız hükümetin uyguladığı ekonomik programa desteğini sürdürmektedir.’’

Fakat desteğini açıkladığı sırada borsa göçmüş, faizler yüzde bilmem kaç bine zıplamış, milyarlarca dolar yurtdışına kaçmış, ekonomi batmış! Yani her ikisinin de tavrına gülelim mi, ağlayalım mı, ne yapalım?

Ben anlamıyorum, Allah rızası için siz söyleyin. Türkiye böyle mi yönetilir?

* * *

Döviz fiyatları ‘‘dalgalanmaya’’ bırakılıyor. Adını koymadan devalüasyon yapılıyor. Öncesinde ise para babaları birkaç gecede yine trilyonlar götürüyor.

Bizim çağdaş Duyunu Umumiye Komiseri IMF ise dalgalanmayı yerinde bulduğunu, ekonomik programa destek verdiğini açıklıyor.

Eskisine de destek veriyordu! Peki abicim ama, döviz kurlarını basık tutturan yine sen değil miydin? Sen hangi ekonomik programa destek veriyorsun? İki gün öncekine mi, dün başlayan yenisine mi? Bir anda her şey allak bullak oluyor. Birileri bizim üzerimizden oyun mu oynuyor?

Eski program mı iyiydi, yenisi mi? Döviz basık mı olmalıydı, serbest mi? Bankalar batacak mı? Enflasyon hangi boyuta zıplayacak? Halk ne yapacak?

Hükümetin yıllardan beri uyguladığı ve amansız bir biçimde savunduğu ekonomik program ne olacak? Fiyat artışları patladığında, enflasyonla mücadele hikáyesinin başına neler gelecek?

İşsizler ordusunun durumu ne olacak? Üretim artacak mı? İhracat patlayacak mı? Hiç kuşkunuz olmasın, kimse bir şey bilmiyor. Bilinen tek şey, ‘‘enflasyon vurguncuları’’ işte şimdi devreye girecek.

Siyasetçiler yine ışık saçıyor! Çiller dün konuşuyor:

‘‘Hükümet bankaları batırmıştır, devalüasyon yapmıştır. Bu bir ekonomik çöküştür. Seçime gidelim.’’

Bunları söyleyen bayan, kendi başbakanlığı döneminde bankaları batırmış, devalüasyon yapmış ve ayrıca kartında ‘‘Ekonomist’’ yazıyor! Bu gibileri ciddiye almak mümkün mü?

* * *

Tepedeki 9 aylık kapışmanın Türkiye'ye 3 günlük maliyeti en az 20 milyar dolar oldu. Bundan sonra binecek korkunç maliyet de işin cabası.

Ama ibretle ve hayretle izliyorum, işi buralara getiren şahısların, başta medya olmak üzere halen de amigoları ve goygoycuları var. Bütün güçleriyle kendi adamları lehine tezahürat yapıyorlar. Tribünlerde ‘‘Benimki iyidir, seninki kötüdür’’ edebiyatı yankılanıyor!

Bu korkunç yıkımın faturasını şimdi hep birlikte ödeyeceğiz. Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve hükümet arasındaki küslüğün, kin ve nefretin, duygularla devlet yönetmenin, fırlatılan Anayasa kitapçığının, aylardan beri sürdürülen karşılıklı çirkin hitap ve davranışların, ekonomi bilmeyen ciddiyetsiz, ilkesiz ve tutarsız siyaset ve bürokrat kadroların faturası şimdi hepimize çıktı.

Kimdir bunun sorumluları?

Kim oldukları belli.

Keşke mümkün olsa da, şu ortamda onlar tek tek yargılanıp hesap verseler. Bu bedeli keşke onlardan tahsil edebilsek.

Türkiye'yi bu duruma getirenler işte orada. Ankara'da, bizim hemen yanıbaşımızda. Bu korkunç tablo, bu rezalet onların eseri.

Eserleriyle övünsünler, gurur duysunlar!

Ne günlere kaldık ey gazi hünkar!..